9 Aralık 2012 Pazar

ben affettim bayım!


son zamanlarda yazıklarıma bakıyorum da hepsinde öfke doluyum ve acı çekiyorum.
bunu nedenini düşündüm bayım nedeni size kızgın olmamdı sizi hala seviyor olmamdı evet kızgınım size gitmeme izin verdiğiniz için benle kalmadığınız için kızgınım. ama kızgın olmak öfkeli olmak bunların hiç bir anlamı yok artık bunu anladım...
zor zamanlar dan geçiyorum ince çizginin üzerinde olduğumu fark ediyorum çoğu zaman ve yeni kararlar alıyorum sürekli.
ve en önemlisi de ben sizi affettim bayım.
affettim sizi içimde böyle olması gerekiyormuş ve olmuş dedim kendime o iyi bir insan mutlu olsun dedim ve affettim sizi bayım. biliyorum hayatınızda başka biri var mutlu olun onunla bunu gerçekten istiyorum çünkü siz mutlu olunca gülümseyince dünyanın en tatlı varlığı oluyorsunuz karşınızdakini bundan mahrum etmeyin bayım.
sizinle yaşadığım herşey güzeldi gerçek olamıycak kadar güzeldi hemde, hepsi için teşekkür ederim. urla için pera için 212 için ısparta için foça için miço için küçük deniz için kumrucu şevki için rıhtım için şekersiz çay için kahve için ellerimizle yediğimiz dürüm için galatalı saat için ışıklı tablo için 28 mart için 29 ekim için sinema için bardak mısır için ve bir çoğu için teşekkür ederim. hayatımın her anında yanımda olucaksınız çok dile getirmesemde aklımda olucaksınız ama size öfkeli değilim bayım buna inanın siz böyle bir karar aldıysanız vardır bir bildiğiniz sadece yanımda olmanızı istediğim anlar çoğalıyor gitgide ama sorun deil buna da bir çare bulurum kısa zamanda.kim bilir bayım belki ikimizinde mutlu olduğu bir hayatta yeniden tanışırız.
son olarak bay G.bence bana aşık olmak sana çok yakışırdı....























5 Aralık 2012 Çarşamba

son durum...


bazı gelişmeler var güzel mi değilmi henüz bilmiyorum. ilk gelişme hastaneye yatmıycam ayakta tedavi olucam okul sebebi ile sanırım bu iyi bir şey en azından dış ortamdan tamamen kopmuycam. saçlarıma takmış durumdalar resmen sürekli çok fazla döküleceğini ve bunun acı verici bir süreç olduğunu söylüyorlar bende dayanamadım gidip kestirdim ve zararlı olmasına rağmen boyattım ama hiç kimse kızmadı sanırım bu hastalık yüzünden biraz daha iyi davranıyorlar ve bu davranışlar uzaktan izlendiğinde komik bir hal alıyor çünkü ailem rol yapmayı hiç beceremiyor..
   biraz kafa dağıtmak için ıspartaya gittim özgenin yanına ama bir gün kalabildim kötü oldum nefes alamadım sabah apar topar acile gittik serum fln taktılar ve biraz iyi olunca geri döndüm yolculuk yapmamam gerektiği söylendi aman neyse sıkıcı konular bunlar...

27 Kasım 2012 Salı

korku bayım kötü bir şey....


korkuyorum bayım çok korkuyorum....
sanırım 2,3 hafta sonra hastaneye yatıcam ve gene o acı süreç başlayacak... görüyorsun ya hiç birşey düzelmiyor aksine sürekli geri geri gidiyorum... 
aynı eskisi gibi önce bay S. gitmişti ardından hastalık şimdi ise önce sen gittin ardından gene hastane gene ilaçlar gene boş kolidorlar....
yanımda olsan belki daha güçlü olurdum kim bilir ama şu anda hiç gücüm yok hemde hiç....
bugün çok kötü bir gündü test sonuçlarını almaya gittiğimde o salak hastalığın yenilendiğini söylediler sanırım gene saçlarıma veda etmem gerekicek aman neyse zaten zor uzuyordu demi? kötü olan bu değil zaten kötü olan daha önce aldığım tedavi ve bu kez alıcağım tedavi sonucunda sanırım hiç bir zaman anne olamama durumum varmış ne acı diymi bayım belkide hiç bir zaman bir çocuğum olamıycak. bu çok koydu işte hastanenin bahçesinde uzun uzun oturdum orada hava nasıl bilmiyorum ama burada biraz soğuk ama üşümedim otururken öylece oturdum bir sigara yaktım düşündüm sadece elime telefonu aldım numaranı yazıp yazıp sildim aramak istedim seni anlatmak akıl almak belkide bilmiyorum ama sadece konuşmak istedim sesini duymak istedim ama arayamadım çok kötü bir gün geçiriyorum bayım kendimi bilmez bir halde dolaşıyorum boş boş televizyona bakıyorum.... 
ve en kötüsüde korkuyorum bayım ben bu kez çok korkuyorum...
keşke seni arayabilsem de anlatsam bunları ama onu da yapamıyorum...
uzun lafın kısası seninle konuşabilseydim şayet anlamak istediklerim bunlardı.
kim bilir belki bir gün bir yolculukta ben cam kenarında sen yanımda okuruz bunları.....

23 Ekim 2012 Salı

6 ay bayım tam 6 ay.....

Bu kez gerçekten de izmire hiç gelmemiş olmayı diledim hemde tüm kalbimle..
gelir gelmez gerçekler yüzüme bir tokat gibi çarpıldı. artık bir başkası vardı hayatında artık bir başkasının elinden tutuyordu o ve artık ben tamamen unutulmuştum. gerçek değildir dedim gözümle görmedim çünkü yalan söylüyorlardır dedim ve sırf doğru olanı öğrenmek için kalktım gittim yanına. bu gün tam tamına 6 ay olmuştu ayrılalı 23 nisan 23 ekim... evden çıktıktan sonra kalbim ağzımda atmaya başladı otobüste iken ayaklarım tutmuyordu ofisin kapısına geldiğimde bayılmaktan ölesiye korktum açtı kapıyı 6 ay sonra gördüm onu hiç bir şey olmamış gibi hemde çok şey olmuş gibiydi sarıldı öptü ama bir yabancıyı öper gibiydi aceleyle işimi halletmeye çalıştı yüzüme bile bakmadı iç organlarım parçalanıyordu ama bunu ona söyleyemiyordum ve sordum sevgilisini içimden dualar ettim yalan desin diye demedi hiç bir şey demedi sadece güldü onaylar bir biçimde güldü acelesi olduğunu söyledi belli ki ona gidecekti ben artık onun için bir yabancıydım geçen sene bugün canım olan adama artık bir yabancıydım. gülümsedim organlarım parçalanıyordu ama ben gülümsedim. çıkarken intikam soğuk mu yoksa sıcak mı yeniliyor diye sordum gözlerimin ta içine baktı ama bir yabancı gibi ve alay eder bi şekilde soğuk dedi gülümsedim çıktım artık onda hiç bir şeyim kalmamıştı onun bende çok şeyi en önemlisi vucüdumdaki parmak izleriydi çıktım gittim....

artık anlıyorum bir çok şeyi o benim kaderim olsada ben onun kaderi değilim ben onun artık hiç bir şeyi değilim. o vicdan borcunu ödeyeli çok olmuş bense her gün ödüyorum vicdan borcumu ama bitmiyor ben onu özlüyorum çok özlüyorum ama o başka bedenlerde kendini affediyor....















15 Ekim 2012 Pazartesi

özlemek diyordum bayım özlemek çok kötü....


bu aralar sürekli geçen sene bu zamanlar geliyor aklıma bayım...
ahh bayım ah o günler nasıl mutluydum nasıl huzurlu.
düşünüyorum ne çok şey değişmiş hayatımda diye ne çok şey kaybetmişim ve en kötüsüde sürekli kaybetmeye devam ediyor olmam. özlemenin ne demek olduğunu öğretiyor sanırım yukardaki ve ben anladım özlemek çok boktan bişi hele ki asla gelmiycek birini özlemek aynı ölü birini özlemek gibi ama ölü birini özlediğinde mezarına gidersin çiçek koyarsın sularsın ve onunla konuşursun ölüler sizi her zaman duyabilir peki benim ne yapmam lazım nasıl duyurucam sesimi size bayım.
düşünüyorum yapmamam gereken bir şey mi yaptım acaba ona yada yeterince sevemedim mi? yeterince iyi olamadım mı ona? neydi eksik  olan ne yapmam gerekiyordu vazgeçilmez olabilmem için bilmiyorum bayım... kötü zamanlar bunlar geçer diyor 3. şahıslar ama geçmiyor işte bayım geçmiyor. tarif etmeye çalışıyorum acımı ama olmuyor anlamıyor 3. şahıslar. belki siz anlarsınız bayım içimin tam ortasında birşey var yutkunsam geçicek gibi ama yutkunamıyorum bayım gülüyorum eğleniyorum ama hep eksik birşey var kekremsi bir tat var bütün gülmelerimde sanki o an sesinizi duysam bayım herşey geçicek gibi geliyor ama olmuyor işte bayım...
hani size demiştim ya ''sen benim kaderimsin. bugün olmasa bile bir gün biz birlikte olucaz'' diye işte bayım o gün gelsin istiyorum artık çünkü ben sizi çok özledim.
çünkü ben sizsiz çirkinim çekilmez bir insanım,
çünkü ben sizsiz güzel gülemiyorum,
çünkü ben sizsiz çok yanlızım.....
gelin artık bayım gelin ki ben tekrardan kahve içebileyim.
hep sitem ederdiniz ya ev terliği yok diye terlikleriniz hazır bayım kapının hemen yanında. aniden gelirsiniz diye dolapta sade sodanız hazır bekliyor.
herşey hazır bayım herşey tek eksiğimiz sizsiniz.














6 Ekim 2012 Cumartesi

sadece size yazdım bayım sadece size....


yeni bir hayat...
ama eskisinden de kötü bir hayat sensiz olan yeni hayatım 5 aydır yaşamaya çalıştığım o sıkıcı ve boktan geçen hayatım. özlemenin ne kadar iğrenç bir şey olduğunu tekrar hatırladığım ciğerlerim parçalana kadar ağladığım yeni hayatım.
senin mutlu mesut hayatını sürdürdüğünden hiç şüphem yok. senin kadar gamsız olmayı çok isterdim bayım ama olamıyorum ne yazık ki. hep böyle olmadı mı zaten sevdim bağlandım taptım sonu hep hüzün sonu hep keder. hiç bir zaman düzelmiycem sanırım hiç bir zaman mutlu bir insan olamıycam hiç bir zaman bir insanın önceliği olamıycam bunu bilmek ne acı tahmin bile edemezsiniz.
bayım sizi öyle çok özledim ki bunu tahmin bile edemezsiniz. burnum nasıl sızlıyor sizi düşündüğümde bunu bir bilseniz ah bir bilseniz. bunu okuma ihtimalin hiç olmamasına rağmen yazıyorum sana anlatmak istediğim o kadar çok şey kaldı ki senden sonra o kadar çok şey oldu ki ama hiç birini anlatamadım hepsi içimde birikti kocaman bir dağ oldu. ama hep birşeyleri hissederdim ya işte şimdide hissediyorum bayım bir gün ikimiz urla iskelede oturmuş şekersiz türk kahvelerimizi içerken anlatıcam sana herşeyi....
yaptığım ve sonucunda asla ders alamadığım hatalarımı anlatıcam ne çok sevdiğimi burnumda nasıl tüttüğünü  gitmeme izin verdiğin için sana ne denli öfkeli olduğumu anlatıcam. hissediyorum bayım bir gün gözledine bakıp bunları anlatıcam ve gene sulu gözlü hatunlar gibi dolucak gözlerim ama bu kez ağlamıycam bu kez güçlü olucam yada en azından güçlü olmak için çaba göstericem.
uzun lafın kısası çok özledim bayım çok fazla çokkkk!



















1 Temmuz 2012 Pazar

garip zamanlar...





    garip zamanlar....
garip biri olup çıktım son günlerde. hayatımda koskocaman bir boşluk var ama bu boşluğu ne ile doldura bilirim bilmiyorum ne yazık ki. dedemi çok özledim, babannemi özlememiş olmam da canımı yakıyor ama neden bilmiyorum hiç özlemiyorum ve içimde sanki ona ihanet ediyormuşum gibi geliyor dedemi özleyince.
boş boş günler geçiriyorum işe başlıycam önümüzdeki hafta ehliyete yazıldım spora gidiyorum aslında böyle söyleyince evet hayatım dolu dolu geçiyor ama öyle değil işte içimde öyle koca bir boşluk var ki ve neyle dolar bilmiyorum. arkadaş, dost, sevgili yada aile bilmiyorum sadece koca bir boşluk var onu biliyorum.
günde 5 saatten fazla uyuyamıyorum gereksiz yada gerekli bir çok kişiyi özlüyorum. geçmişi düşünüyorum durmadan insanların bana söyledikleri şeyleri canlandırıyor beynim her gece.
sanırım kötüyüm ama dışardan bakılıncada

21 Haziran 2012 Perşembe

dostluğunu özlüyorum hepsi bu....

'' eğer biri gitmek istiyorsa gitmesine izin verin. kaderiniz giden insanlara bağlı değildir.
bu onların kötü olduklarını göstermez sadece hikayenizdeki bölümleri bitmiştir. ''


bu yazıyı tam 60 gün önce zorlayıcı ve berbat bir günün gecesinde odamda yerde oturmuş dizlerimi karnıma doğru çekmiş nefesim kesilene kadar ağlarken annem bir kitap'ın her hangi bir sayfasından altını çizmiş şekilde okudu bana ve ekledi '' bu okuduğum şeyi düşün ama gerçekten düşün sonra emin ol içinin acısı geçicek geçmese bile hafiflicek'' dedi ve haklıydı geçmese bile hafifledi ve şu sıralarda geçmek üzere ama ya onunla olan dostluğu özlüyorsam?



işte bunun cevabını bulamıyorum....

9 Haziran 2012 Cumartesi

gitme vakti....


her evin ayrı bir hikayesi vardır...
9 ay önce taşınmıştım buraya çınar aparta ve bugün gitme vakti halbuki son 4 aydır beklediğim gün bugündü sevinmem gerekirdi ama nedense içimde aşırı bir hüzün aşırı bir keder var. sarınırım bu hüznün nedeni bu evde yaşadıklarım 9 ayı tam tamına 9 sene gibi yaşamış olmam. yeni insanlar tanıyıp hepsinden birer birer kazık yemem ama gene de aptal gibi hepsini seviyor olmam... dün gece bir sürü şeyi hatırladım bay G. ile ilk kez bu evde yüz yüze tanışmış olmam onun oturduğu sandalye ev hediyesi olarak aldığı kahve matik her bir şeyi hatırladı hafızam tek tek ona itiraflarda bulunmam gecenin bir yarısı zeyneple son ses ankara havası açıp göbek atmalarımız... bir türlü yakamadığımız ama hep dilimizde olan balkonda mangal sefamız. fln fln bir sürü şeyi hatırladım iyi günlerimde oldu bu evde kötü günlerimde kendimden geçmiş bir şekilde kendimi odaya kapatıp günlerce dışarı çıkmayıp bunalımı en dibinde yaşadığım zamanlar gibi ama genede kötü günler iyi günlere oranla daha azdı ve buda iyi birşeydi...
ve nedense kötü günleri hatırlamadım çok fazla.... sadece onunla ben bu evde tanıştım aslında kokusunu bu evde öğrendim ilk kavgamı bu evde ettim herşeyi bu evde yaptım onunla ve bu kadar çok anıyı arkamda bırakıp hiç bir şey olmamış gibi gitmek üzüyor beni... sanki bu kapıdan çıktıktan sonra o da yok olucakmış gibi hissediyorum ve bu benim canımı çok yakıyor. her neyse işte böyle dediğim gibi her evin bir hikayesi vardır ve benim için çınar apart kat 2 daire 9 çok önemli olarak kalıcak hep önemli olmasının sebebi belkide odur bilmiyorum ama öyle işte.....

23 Mayıs 2012 Çarşamba

ÖLÜM



büyümenin kötü bir şey olduğunu biliyordum da bu kadar emin değildim artık eminim büyümek gerçekten de kötü birşey. çünkü siz ne kadar büyürseniz yanınızdaki insanlar da o denli gidiyor...
dedem...
canım dedem dedemden çok babam olan adam... gitti ve ben hiç bir şey yapamadım.
ıspartaya gelirken gördüm onu meğer son canlı görüşüm olucakmış nerden bileyim. bilseydim daha çok öperdim onu sarılırdım koklardım onu ne kadar çok sevdiğimi söylerdim ama yapamadım işte...
annem aradığında öldüğünü söylemedi çağırdı sadece durumu çok ağır dedi ama içimde bir şeyler koptu anlamıştım artık yoktu o koca adam... gece izmire giderken bütün yol boyunca onu düşündüm bana yüzmeyi öğreten insan  bana her şeyi öğreten insan oydu. ben küçükken annem de babam da çalıyordu ve bana onlar bakıyordu nasıl ben o adamın cenazesine giderdim aklım mantığım almıyordu bunu...
küçükken sokağa çıkardım oynamaya ve akşam ezanından önce evde olmam gerekirdi ve ben hep geç kalırdım bir güzel azarı yerdim o zamanlar ona çok kızardım ama ne aptallıkmış şimdi keşke yanımda olsa ve bana hep kızsa keşke...
onu son kez morgta gördüğümde hala daha kabullenemedim öldüğünü artık olmuycağını... ardından gözlerimin önünde gömdüler onu o koca adamı bana babamdan daha yakın olan adamı.... ve ben ne kadar ağlasamda o geri gelmedi...
ardından tam tamına 8 gün sonra telefon çaldı ve babannem vefat etmiş bu kadar olmamalıydı...
ölüm zaten zor bir şeydi birde 2 tane daha da zordu...
bu kez hiç ağlamadım yoo babannemi de çok seviyordum ama bilmiyorum ağlamadım hiç hemde hiç ağlamadım cenazesine de gitmedim. neden bilmiyorum ama sanırım korktum çünkü babannemle aynı ismi taşıyorum ve sanırım mezar taşında kendi ismimi görmekten korktum bilmiyorum...

sadece şunu daha iyi anladım ne kadar büyürsen etrafındaki insanlar o denli gidiyor... ve insan bazen gerçekten de birşeyleri yapmak için çok fazla geç kalıyor.
ölüm hiç bu denli yakından tatmamıştım bu duyguyu ve şimdi tek korktuğum şey başka birini kaybetmek. artık telefonum çaldığında korkuyorum umarım bu durum en kısa zamanda geçer....

çok yorulduğumu fark ediyorum.
artık birşeyler düzelsin istiyorum hepsi bu....

8 Mayıs 2012 Salı

yeni bir şeyler...


artık hayatımda yeni bir şeyler filizlenmeli diye düşündüm ve gittim çeri domatesi ve salatalık fidanı aldım.
geldim eve balkon da toprakla bir süre oynadım ve onları diktim. sonra balkonu yıkadım şekersiz türk kahvemi yaptım yaktım bir sigara ve onların büyümelerini izledim...
ve bir dilek tuttum ''umarım bunları birlikte toplarız ve yeriz'' dedim içimden....

6 Mayıs 2012 Pazar

Eleftheria Arvanitaki & Javier Limon - Milo Mou Kai Mandarini



anlatıcak o kadar çok şey birikti ki biriktirdim hepsini...
seninle konuşmaya ihtiyacım var sesine ihtiyacım var arayıp nasıl olduğumu sormana ihtiyacım var...
ben her ne kadar iyiyim desemde inanma değilim çünkü hiç iyi değilim.....
 sarılmana ihtiyacım var

24 Nisan 2012 Salı

ne kadar hızlı koşabildiğimi karşılıksız bir aştan kaçarken anladım...


bazen bir şeyler sen istesen de istemesen de bitmek zorunda olabiliyor. dünde öyleydi acı bir sonu kendi ayaklarımla gittim. bir türlü konuşmaya başlayamadım çünkü her ne kadar söylüyceklerimi planlayıp gitmiş olsamda  planda bazı değişiklikler oldu. ona bakınca benim bütün acılarım geçiyordu ama o yokken hepsi bin kat daha acıyordu ve bu kabuk bağlayan yarayı sürekli bile isteye kanatmaktı ve artık buna bir son vermeliydim ve verdim de. bitti her şey belki de onu bir daha hiç göremiycem ama yapabiliceğim birşey yok evet içim çok acıyo evet hala seviyorum ama ya o hayır o sevmiyor hayır onun içi benimki kadar acımıyor ve ne yazıkki o artık bana yalan söylüyor. aslında bir çok şeyi bitirende yalan söylemesiydi çünkü o benim güvendiğim tek insandı o benim ütopyamdı.belkide bu yüzden bu kadar acı verdi bana kim bilir...


sevdiğin birinden ayrılmak onu son kez gördüğünü bilmek inanın çok acı verici son kez karşılıklı kahvemizi içtik o şekersiz ben ise orta sonra sigaralarımızı  yaktık o hala benim gözlerime bakabiliyordu uzun uzun ben ise olabildiğince gözlerimi kaçırıyordum çünkü ben ona baktığımda sadece onu görmüyordum urlayı görüyordum en başta, pera yı, baş garson o amcayı, birliktek ilk içtiğimiz geceyi, onun bana balıkları ayıklamasını, birlikte gecenin bir yarısı iskele doğru yürümemizi, üşüdüğüm için bana sarılmasını, gene ince giyindim diye kızmasını, hiç sevmediğim halde zorla pasaport yarışmasını izletmesini, onunla dertleşmeyi, foçayı, küçük denizi, miçoyu, kumrucu şevkiyi, gecenin bir yarısı balkonda dans etmemizi, şatonun perdelerini çekmesini, ayılı pijamasını, çeketlerini pantolonunu özenle askıya asmasını, ben hafif çakır olunca benimle dalga geçmesini, ıspartayı, 212 yi ve bir çok şeyi görüyordum ve o haldeyken nasıl böyle bir sona geldiğimizi hala beynimin kabul etmeyişini görüyordum ama bitmek zorundaydı işte ve bitti.


acı oldu ayrılması canım bin parçaya bölündü ve bini de onun yanında kaldı... öpebildiğim kadar öptüm bana sarılmasını istedim kokusunu içime çektim burnumun ucunda kalan son şeyde zaten kokusu oldu kapıya kadar geldik son kez sarıldım ve kapıyı açıp oradan olabildiğince kaçmak istedim arkama dönüp bakamadım çünkü biliyordum eğer arkama dönüp bakarsam bir daha asla gidemiycektim var gücümle asansöre yürüdüm ayakta zor duruyordum ve asansöre bindiğimde akmış bir makyajlı kıpkırmızı gözlerle kendimi gördüm. bitmişti işte bu kadardı hayatımda ilk kez güvendiğim ilk kez sevdiğim ilklerim olan adam arkamda kalmıştı ve gene boktan bir hayata doğru adım attım, o an bay S. yi yanımda aradım ama artık o da yoktu bir kez daha lanetler okudum ona çok kızdım beni bırakıp gittiği için, o olsaydı böyle olmazdı dedim o olsaydı canım bu kadar acımaz dedim ve bindim otobüse cama yasladım kafamı sildim gözlerimi bitmişti çünkü



ve bitti.

21 Nisan 2012 Cumartesi

yenilgi...



dün geceden beri kafamın arkasından şu replik geçiyor...
 “Sadece tek bir günah var o da “hırsızlık”. Tüm diğer günahlar hırsızlığın çeşitleridir. Bir adamı öldürdüğünde bir hayat çalarsın. Karısının onun üzerindeki hakkını, çocuklarının babaları üzerindeki hakkını da. Yalan söylediğinde birinin gerçeği bilme hakkını çalarsın. Çalmaktan daha alçakça bir hareket yoktur.”
Uçurtma Avcısı
bazen insan bir takım şeyleri kabullenmek zorunda kalır bende o durumdayım kabullenmeye başlamıştım ki bir darbe daha yedim YALAN  darbesi... canım çoka cıdı çok yandı benim bütün kızgınlığım kırgınlığım o böyle bir şeyi yapamazdı çünkü o benim ütopyamdı o benim tek gerçeğimdi belkide... ama dün geceden sonra bir çok şey değişti dün gece benim hayatımın dönüm noktası oldu belkide kırılma noktası her neyse işte ama çok şey değişti gerçekleri görmemi sağladı dün gece ha ama sorarsan hala seviyorum hala daha deli gibi güvenmek istiyorum ama şunu da biliyorum ki şu sıralar mantıklı düşünemiyorum beynimi yiyip bitiren soruları buruşturup çöpe attım dün gece ama tek bir soru kaldı kafamda onuda bir türlü atamıyorum '' ben sana hiç kötülük yapmadım bunu bana nasıl yapabildin? '' 
her şeyi denedim ama hiç bir şey yapamadım bir resim bazen anlatmak istediğiniz milyonlarca şeyi anlatabiliyor aynı yukarıdaki resim gibi görüyorsun ya ölemiyorum ben bir türlü vurgun vurgun üstüne....

15 Nisan 2012 Pazar

ben çok yoruldum bay G.



kötü günler geçiriyorum elim kolum bağlı bir şekilde hiç bir şey yapamadan izliyorum olanları...
bazen mutlu gibi görünmeye çalışıyorum içimden çığlıklar atarak gülüyorum etrafıma ama bir süre sonra bu rolü de beceremeyip pes ediyorum. kötüyüm ben bay G. hemde çok kötü içim binbir parça olmuş durumda ve beni tek düzelte bilicek şey sen iken artık buda işe yaramıyor ve acım daha da artıyor. geçsin istiyorum bir sabah uyanayım ve mutlu bir insan olayım insanlar acı vermesin artık bana istiyorum inan çok değil isteklerim.
ben hemen inanıyorum işte 2 güzel gün geçireyim tamam diyorum bu kez oldu bu kez ben kaybetmiyorum bu kez gerçekten oda benim yanımda mutlu diyorum ama bu uzun sürmüyor.
 sadece çok yorulduğumu fark ediyorum henüz 22 yaşında olmama rağmen herşeyden vazgeçmiş bir durumdayım hiç bir şeyin önemi yok artık kafam da her gece binlercekez intihar ediyorum ama her sabah o gözlerim gene açılıyor. kendimi dinlememek istiyorum ve bunun için sürekli birşeyler yapıyorum yorulana kadar kek yapıyorum yemek yapıyorum dolabı dolduruyorum sonra oturuyorum öylece senin gelip ''ben buradayım yanındayım birlikte atlatıcaz hepsini geçicek sen benim için çok şeysin'' demeni bekliyorum. ama ne sen geliyorsun nede yorgunluğum geçiyor.
 
      gerisi hep aynı işte....













6 Nisan 2012 Cuma

beni üzdüğü zamanlarda bile yokluğunu hissetmek beni korkuturdu....


geldi ve gitti....
yaralarım o varken kapandı.
sonra sonra gene açıldı ve kanamaya devam etti. ona söylemek istediğim bir sürü şey vardı kızıcaktım ona bağırıcaktım ama onu kapıda gördüğüm an herşey bitti bütün acılarım geçti azım dilim tutuldu resmen ama gidince....
o yanımdayken omzuna yaslandım ve ağladım uzun uzun ağladım söylemek istediklerimi anlasın istedim ve oda anladı oda üzüldü ama gene de gitti... belki isteyerek belkide istemeyerek ama gitti. ellerinden tuttum uzun uzun yüzüne baktım her bir detayını ezberlemeye çalıştım çünkü biliyordum bir daha asla bu kadar yakın olamıycaktık yüzüne baka baka ezberlemeye çalıştım ve ağladım o anda dünya dursun biz öyle kalalım istedim ama olmadı.
sonra gitme vakti geldi aşağı indik otobüsü beklemeye başladık ve kafamın arka planında ''yüreğime basa basa içimden yar gidiyor ağlama iki gözüm biraz daha dur'' diye ahmet kayanın şarkı sözleri geçiyordu o anda otobüs gelmesin bir aksilik çıksın ve biz biraz daha öyle kalalım istedim ama olmadı otobüs geldi sarıldım ona kokusunu çektim içime ve o otobüse bindi. otobüs hareket etti ben olduğum yere çakılmış gibi haraket edemedim otobüs gözden kaybolana kadar durdum orada öylece... arkasından baktım uzun uzun sonra eve çıktım yattım onun kokusunun sindiği yastığa sımsıkı sarıldım ve uyudum.....
hepsi bu geldi ve gitti....

2 Nisan 2012 Pazartesi

bir gece...


ben çok savaştım ve çok acı çektim...
dün bütün gece camın önünde oturduktan sonra kalktım banyoya girdim ve aynada kendime baktım uzun uzun dedim ki kendime bu sen olmazsın bu kadar acı fazla bu kadar yanlızlık bu kadar caresizlik fazla bu bedene dedim ve tekrar camın önüne döndüm uzun uzun düşündüm ve yeni bir karar aldım bu kararı ne kadar uygulaya bilirim bilmiyorum ama aldım işte. aldığım karar beklemek ama beklerkende hayatımı düzene sokmak ztn bay G. benim kaderim bunu hissediyorum ve o yüzden şu anda o kiminle olmak istiyorsa onunla olsun sonuçta bir gün gelicek ve bu yaptıklarından pişman olmuş bir şekilde bana geri gelicek bunu adım kadar biliyorum o yüzden artık sadece bekliyorum...
yarın gece burada olucak bay G. bir yandan deli gibi istiyorum gelmesini bir yandan da istemiyorum çünkü geldiğinde vakit hemen geçicek ve o gidecek. gelmesini istiyorum çünkü çok özledim onu kokusunu herşeyini bugün hemen geçsin ve hemen gelsin en iyisi onu görünce acım biraz da olsa hafiflicek buna inanıyorum...

1 Nisan 2012 Pazar

ilerlemeyen bir hayatım var sar başa yaşadığım...



bir insan bir şeyde bile mutlu olamaz mı ya?
öyle boktan ki hayatım ailevi sorunlar aptal bir aşk çaresiz bekleyiz... ilerlemeyen bir hayatım var hep sar başa yaşıyorum ve etrafımdaki herkez ağız birliği yapmış gibi geçer zamana ihtiyacın var amay koy gitsin gibisinden konuşuyor. zaten sen daha iyilerine layıksın fln iyide ben istemiyorum ki daha iyisini ben onu istiyorum. kendimi lunaparkta oyuncağı elinden alınmış ama ennesi yada babası bunu fark etmemiş ağlayan bir çocuk gibi hissediyorum ne kadar ağlasada bağırsada sesini duyan yok olmuycakta çocuk orada o acıyı çekicek ve biri onu sürükleyerek götürücek olan gene o çocuğa o çektiği acıya olucak hepsi bu...
son 1 aydır ölmeyi düşünüyorum her gece her gece sabah bir daha uyanmamayı dileyerek uyuyorum bu kadar acı çok fazla geliyor kaldıramıyorum artık bitsin istiyorum herşey herşey bitsin....

30 Mart 2012 Cuma

bazen canınız çok acır...


canım çok acıyor hiç bir şey yapamıyorum sadece uzaktan izliyorum elim kolum bağlı ne yapmam gerekiyor bilmiyorum... şöyle düşünün yok yüksek bir binanın 1. katındasınız en yukarıdakilerin ne kadar mutlu olduğunu biliyorsunuz ama sizde fena değilsiniz hani bir şekilde 1. katta da mutlu olmayı deniyorsunuz sonra biri geliyor birden aniden tututor elinizden yavaş yavaş en üst kata kadar çıkarıyor sizi siz hayatınızda hiç olmadığınız kadar mutlu oluyorsunuz herşey süper derken en üst kata geliyorsunuz ve o insan size hiç acımadan yukarıdan aşağa atıyor ve sizin her yeriniz paramparça oluyor ve o kişi geçmiş karşınıza sadece üzgünüm diyor boşver unut herşeyi biz dost olalım diyor canınız ne kadar yandığını bilmiyor ama işte sizin canınız çok acıyor eliniz kolunuz bağlı sadece bu acıyı çekip onların mutluluğunu izlemek kalıyor size....

24 Mart 2012 Cumartesi

bazen...


bazen
arkana yaslanıp şöyle bir kendini dinlemek istediğinde
sırtına batan gerçekler vardır.

23 Mart 2012 Cuma

kabullenmek...


kabullenmek sözlük karşılığı; kabul etmek, benimsemek....
bu kadar zor olmamalı baksana türk dil kurumun da karşılığı sadece kabul etmek ve benimsemek olarak geçiyor ve bu 2 kelime hayatınızın içine sıçabiliyor. canın çok acıyor gün aşırı ambulansla hastanelere taşınıyorsun nefes alamıyorsun serumlar iğneler oksijenler alıyorsun ne için sadece bu boktan 2 kelime için....ellerin barın her bir yerin kıpkırmızı kanıyor tırnak izleri dolu her aynaya baktığında kendin den bir kez daha nefret ediyorsun. hayat bu şekilde olmaz 5 gün sonra doğum günüm ama ben hiç mutlu değilim çünkü çok kötü bir doğum günü hediyesi aldım hemde 2 hafta öncesinden....ama işte o 2 kelime sadece o boktan 2 kelime hayatımı mahvetmeye yetiyorda artıyor bile.....

22 Mart 2012 Perşembe

hayatımın bu dönemini en iyi açıklayan şarkı bu olsa gerek....

çok mu yanlızım ne...?

bazen yanlızlıktan ne yapıcağınızı şaşırısınız bende kendimi sanata vermiş bulunmaktayım acıları unutmak için yardımcı oluyor gibi oluyor ne bileyim öyle bişiler işte....
sabahın bir körü uyanıyorum kahvaltı hazırlıyorum ama sadece çayla sigara içip kalkıyorum sonra onları yıkıyorum evi temizliyorum tekrar yemek yapıyorum resim yapıyorum fln fln bu bütün gün boyunca böyle devam ediyor arada okula gidip geliyorum fln fln... ne kadar çok şey yaparsam fayda sayıyorum çünkü ne zaman yapıcak bir şey kalmıyor ben kendi kendimle kalıyorum o zaman acı daha da çoğalıyor nefes almam o denli zorlaşıyor... geçicek biliyorum ama bir türlü geçemiyor işte o zaman denilen lanet şey bir an önce geçsin çünkü yoksa ben benden geçmiş olucam.....

16 Mart 2012 Cuma

ben ölemedim bir türlü vurgun vurgun üstüne....

son günler de nasıl yaşadığımı inan bende bilmiyorum ya sürekli uyuyorum yada sürekli yemek yapıyorum ama hiç birini yemiyorum sadece dolabı dolduruyorum... kötüyüm hemde çok kötü ne yapmaya çalışıyorum bilmiyorum. hayatım ne yana doğru kayıyor bilmiyorum aslında bir çok şeyi bilmiyorum sadece canım acıyo...
bu sabah uyandığım da aynada kendimle karşılaştım ve kendimi tanıyamadım gözlerimin altı mosmor olmuş saçlarım inanılmaz yağlı banyo inanılmaz derecede pis durdum öyle aynanın karşısında ve kendimle konuşmaya başladım '' ne yapmaya çalıyorsun sen? '' dedim kendime ve hiç bir cevap veremedim aynadaki kendime geri döndüm yattım hepsi bu...sonra kalktım tekrar banyo yaptım uzun uzun suyun altında kaldım eğer suyun altındayken ağlarsanız belli olmaz bunu fark ettim bugün sonra banyoyu temizledim saçlarımı düzleştirdim makyaj yaptım aynada gülümsedim kendime tamam dedim geçicek zamanla birden değil sonra oturdum öylece kahve yaptım kendime camın kenarına oturdum onu içtim hayal kurdum birazcık herşey tamam da bir içimin acısı geçmedi birde midemdeki ağrı.....

12 Mart 2012 Pazartesi

davetsizce gelen misafir....



daha 5 gün önce yazmıştım bir şeyler vardı çok belliydi uzaklaşıyorun ve dün gece sebebi belli oldu.
üzüldüm canımdan can çıktı ve ben gene bir köşeye sinmiş ağlıyorum demiştim zaten bu senaryonun sonu belli diye ki aynısı oldu...hep böyle oluyor ve sanırım kendimle ilgili çözemediğim sorunlarım var....
biri çıkıp geliyor ve sizin bütün hayallerinizi umutlarınızı bir kalemde silip atıyor hayatınızın azına sıçıyor ve olan gene size oluyor... çok kötüyüm nefes almakta zorlanıyorum istediğim tek şey uyumak haplar olmadan bunu yapmam imkansız halde uyurken canım acımıyor ama gözlerimi açtığım anda kalbim sıkışıyor nefes alamıyorum ağlıyorum ve tekrardan bir hap içip hayaller kurarak uykuya dalıyorum. geçicek biliyorum canım daha az acıycak bi zaman sonra ama iste o zaman geçmek bilmiyor bir türlü. olanların hepsi kötü bir rüya olsa ve ben onun güzel mesajlarıyla uyansam diye yalvarıyorum ama olmuyor. neyse bu kadar sosyalleşme yeter uyumak istiyorum....

7 Mart 2012 Çarşamba

özel hayattan insan çıkarma!

bunu bana ilk olarak bay G. söylemişti ''özel hayattan insan çıkarma'' . ben bunu asla yapamıyorum işte biri giriyor hayatımı canımı çok fazla acıtmasına rağmen onu hayatımdan çıkaramıyorum ve sırf bu yüzden hep terk edilen ben oluyorum. ve terk edildiğimde kendimi bir köşeye gizlenip ağlarken buluyorum. ve son zamanlarda da onun benden uzaklaştığını fark ediyorum bunun tam tersini savunsa da o durum bundan ibaret. yavaş yavaş uzaklaşıyor ve ben ona ulaşamıyorum. ben bu senaryonun sonunu çok iyi biliyorum gün gelicek ve o da terk edecek bense gene bir köşeye sinmiş şekilde ağlıyor olucam... kendimi toparlıyamıycam ve çok üzülücem neyse işte böyle bişiler....

28 Şubat 2012 Salı

bu sahneyi izlerken eskiye gittim resmen kendimi izliyormuş gibi oldum!


Senden sonra çok değiştim ben Leyla... O kadar değiştim ki herhalde tanıyamazsın görsen.. Beni seven herkesi kırıyorum... Dinlemiyorum umursamıyorum söylediklerini... Bomboş yaşıyorum.Ne söylediğimin farkındayım... Ne insanların ne sevdiklerimi... Niye böyle biliyor musun?... Çünkü sen hep kafamın içindesin... Leyla senin fikrin kafamın içinde bir hayalet gibi.. Ve ben o hayaletle uyuyorum her gece.. Nolur yaşamama izin ver... Tekrar birilerini sevmeme izin ver... Ölemem ben öldüremem kendimi Leyla .. Babamı yalnız bırakamam... Yanına gelemem Leyla. Çok uğraştım seni getirmek için ama yapamadım...Nolur izin ver bana...Biraz mutlu olmak istiyorum sadece o kadar....Sen yanımda ol yine kal. Ama nolur bana izin ver....
Üçümüz birden sevinemez miyiz....

25 Şubat 2012 Cumartesi

....


bazen tam olarak neyi özlediğimi bilmiyorum. ama çok özlüyorum o ayrı...
sadece korkuyorum hayatımdaki insanları kaybetmekten ve ben ne zaman böyle hissetsem mutlaka birini kaybederim.....

19 Şubat 2012 Pazar

değişim vol. 1

bazen sadece değişmek istersin.
bende 2 gün önce değişmeye karar verdim ve ilk adım olarak spora başladım umarım uzun bir süre bu böyle gider. o kadar hamlaşmışım ki bacaklarım inanılmaz ağrıyo ama bu ağrılar geçicek ve yaza mutlu mutlu bir görüntü olucak =)
nerden.....
nereye =)


17 Şubat 2012 Cuma

keşke 30 olsam!


her yaşın ayrı bir güzelliği olduğuna inananlardan değilim ne yazık ki, özellikle de 20'li yaşlar tam bir cinnet bana göre tamam 7 ile 10 yaş arası ohh keyif okula gidersin beslenme çantan full dolu olur eve gelirsin annen baban yardım eder ödevlerine tek derdin sokakta biraz daha fazla oynamak ve yerli malı haftasında okula ne götürmen gerektiği olur ohh mis vallahi. ama 20'li yaşlar öyle değil malesef. her şey 18 yaşında başlıyor önce öss stresi ardından ünv yerleşme stresi ve en sonunda ünv stresi vizeler ve finaller. tam bir dert gıcık ev sahipleri etrafında bir türlü laftan anlamayan insanlar bir türlü adapte olamadığın başka bir şehir. üniversiteyi kazandığımı ilk duyduğumda çok sevinmiştim sonunda ablamdan kurtuluyordum ama kazandığım şehir ıspartaydı izmir den sonra çok küçük gelen ve 2 yıldır bir türlü adapte olamadığım bu şehir tamamen bitirdi beni. hiç bir şey yapmak gelmiyor içimden bütün gün televizyon izliyorum ve yemek yiyorum tam anlamıyla tek hücreli oldum desem yeridir. boyalarımı ve fırçalarımı getirmeme rağmen bir kez bile birşeyler yapmaya yeltenemedim çünkü içimden sadece boş boş oturmak geliyor ve bu durum canını epeybi sıkmaya başladı. bu yüzden etrafımdaki insanlara sarar olurm. tam anlamıyla ne yerim belli nede yurdum, ne izmir'e aitim nede ıspartaya. keşke 30 olsam diyorum bu günlerde mesela yarın sabah uyansam ve 30 yaşında olmuş olsam. iyi bir işim olsa hayatım düzenli olsa hayatımda beni seven bir adam olsa yada evli mutlu çocuklu tabiykide kariyer sahibi olsam.... pek bi güzel olur bence.....

6 Şubat 2012 Pazartesi

“ Daha ıssız zamanlar biliyorsun sen”..


yukarıda yazan cümleyi okuduktan sonra baya bi düşündüm evet daha ıssız zamanlarım da oldu...
ama bu başka çok başka...
gene bir sona yaklaştığımı hissediyorum ki ne zaman böyle hissetmeye başlasam en çok ihtiyacım olan insan çıkar gider hayatımdan. tamda 3 yıl öncesinde olduğu gibi tam türk filmi kıvamında aptal bir doktor çıkar karşınıza ve 2 yıl ömür biçer size ve ardından siz bütün hastanelerin kobay ı haline gelirsiniz o anda ihtiyacınız sadece sevilmektir ama hayat bir piçlik yapıcak ya ila hem aşık olduğunuz hemde en yakın dost olduğunuz herif bir anda siktirip gider. sonra siz tek başınıza mücadele etmeye çalışırsınız tam oldu düzeldim başardım derken hoppp başka biri çıkar karşınıza onu seversiniz değerlidir sizin için ama herşey yolunda ya hayat gene bir piçlik yapar ve dedeniz felç geçirir babanız kalp kirizi ve ardından babannenizin beyninde tümör olduğu ortaya çıkar müdahale edilmezse bir ay sonra öleceği söylenir ardından sizin hastalığınız yenilemeye başlar ve hayatınızda gene en yakın dostunuz arkadaşınız olarak gördüğünüz adamla aranız açılır. açılır çünkü siz kendinizde değilsinizdir saçma sapan hareketler yaparsınız ve bu böyle uzar gider....

başka birinin azından kendi hikayemi anlatmak işime geliyor sanırım. belkide daha az üzülüyorum yazarken kim bilir... şu aralar istediğim tek şey uyumak ama onuda küçük renkli şeyler olmadan yapamaz haldeyim. ve sanırım sevgiye  muhtaç olarak ölüm gidicem ve en korktuğum şeyde yanlız ve sevgisiz ölmek.

Okura Not: çok melankoli bir yazı oldu farkındayım ama buda benim bir çeşit içimi dökme şeklim....

4 Şubat 2012 Cumartesi

21 yıl sonra gelen kar...

             
                                  Nefret edilen şehirler tek bir kişiyle Ütopya olur!

2 Şubat 2012 Perşembe

Three Wishes - The Pierces

Bazen sadece korkarsın!

bazen sadece korkarsın!



insan bilmediği şeylerden korkarmış, peki ya bildiklerinden korkuyorsan...
bugün hem güzel hemde berbattı sabah güzel bir sesle uyandım dışarıda kar yağıyordu ki burası izmir 21 yıl aradan sonra ilk kez yağıyordu hemen koşup anneme seslendim ve ardından banyoya girdim o dakikadan sonra çoğu şey değişti. ben bugün tam tamına 3 yıl öncesine gittim. korkuyorum sadece korkuyorum hepsi bu...

1 Şubat 2012 Çarşamba

keşkeler...


ismail abi : ben de üzülüyorum, bazen çok üzülüyorum ama sonra biraz zaman geçince geçiyor işte.
mecnun: nasıl geçiyor ya?
ismail abi : mesela şekerpare'yi özlüyorum, sonra çok üzülüyorum ama sonra gelmeyeceğini bildiğim için sonra üzülmüyorum.geçiyor.
mecnun: gelmeyeceği, nasıl ya olur mu öyle şey? ceketin onda.
ismail abi : e işte ceketim onda ama ben de o kadan aptal bi adam değilim ama mecnun.
mecnun: estağfurullah abi.
ismail abi : çünkü gelmeyeceğim dedi. eğer geleceğim deseydi belki döner diye beklerdim ama gelmeyeceğim bekleme beni dedi. ben de o yüzden beklemiyorum. bir de bana sen çok iyi bir adamsın dedi. bir de çok güzel gözlerin vardı değil mi?
mecnun: hee kocaman gözleri vardı.
ismail abi : hee, işte ben de o yüzden, keşke diyorum ona sadece onu sevebildiğimi söyleseydim, ben çünkü ona hiç onu sevdiğimi söylemedim ya, o hiç benim onu sevdiğimi bilmiyor. bir de keşke onu anlatacığım bir kaç, bir sürü şeyler vardı, onları anlatabilseydim keşke




30 Ocak 2012 Pazartesi

huzurlu pazar ;)



uzun zamandan sonra ilk defa güzel bir pazar günü geçirdim. bayan e. ile sabah bir güzel kahvaltımızı yapıp ardından kızlar ağasına gittik. kahvelerimizi yudumlarken bir güzel dertleştik ardından bay G. katıldı bize bay E. ye veda edip ardından bay G. ile sinemaya gittik ''kurtuluş son durak'' a mükemmel bir filmdi izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. ve bu pazar günü anladım ki susarakta anlaşabildiğim ve huzur bulduğum insanlar var hayatımda... =)) bütün bir haftanın güzel geçmesi dileğiyle öperim kocamannnn

17 Ocak 2012 Salı

16 Ocak 2012 Pazartesi

unutmak!


Manni: Lola, ben ölsem ne yapardın?
Lola: Ölmene izin vermezdim.
Manni: Pekala ya ölümcül bir hastalığa yakalansaydım?
Lola: Bir yolunu bulurdum.
Manni: Ya komada olsaydım ve doktor ''sadece bir günü kaldı'' deseydi?
Lola: Seni denize atardım. Şok terapi.
Manni: Tamam ama yine de ölseydim?
Lola: Ne duymak istiyorsun?
Manni: Söyle hadi.
Lola: Rügen'e giderdim ve küllerini rüzgara doğru atardım.
Manni: Ya sonra?
Lola: Ne bileyim ben sorun çok saçma.
Manni: Ben cevabı biliyorum. Beni unuturdun.
Lola: Hayır!
Manni: Kesinlikle uturdun yoksa hayatına devam edemezdin.Tamam ilk haftalar yas tutardın.Fena fikirde değil.Gerçekten üzülücek, ağlayacak, yas tutacaksın. Her şey bitti gibi gözükürken, herkes senin için üzülürken ne kadar güçlü bir kadın olduğunu kanıtlardın. Herkez senin için ''Ne güçlü bir kadın ağlayacağı yerde nadıl da dimdik duruyor'' derdi. Ve bir gün yeşil gözlü bir yakışıklı çıkardı karşına. Çok anlayışlı, şefkatli, bütün gün seni dinleyen bir tip. Ona ne kadar acı çektiğini anlatırsın. Yaşadıklarının senin için ne kadar zor olduğunu hayatın devam ettiğini ve zamanın ne göstereceğini bilmediğini söylerdin. Ve sonra beni silip onunla birlikte olurdun. Bu işler böyle yürür.
Lola: Manni.
Manni: Ne?

kırgınlık...


''Dünyada tek bir insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değilim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi''


                                                                                       Kürk Mantolu Madonna; sayfa 148.

15 Ocak 2012 Pazar

hiçbir şey yolunda değilken her şey yolundaymış gibi davranmak


rol yapmaktan sürekli herşey yolundaymış gibi yapmaktan bıktım. çok fazla şey istemiyorum halbuki istediğim sadece biraz huzur ve biraz sevilmek hepsi bu. geçmişe takılıp kalmaktan bıktım hayatımdaki insanları hayatımın merkezine koymaktan bıktım ama lanet olsun ki değişemiyorum bir türlü. saatlerdir ağlıyorum ve gözlerim inanılmaz acıyor. aynada kendime bakmaya utanır hale geldim ben bu kadar güçüz bir insan olamam çünkü...
kaybetmeye alışkınım ama annemi kaybetmeye dayanamam ben olmaz yani düşünüyorum kaç gecedir mantığım almıyor. yok yani olamaz böyle birşey hyr ya bu işte bir yanlışlık var anlamıyorum algılayamıyorum. ve şu günlerde istediğim tek şey annemin iyi olması ve biraz huzur ama bu ufacıcık şey bile o kadar zor ki... çevremdeki insanların umurlarında deilim bunada alışıyorum ama yavaş yavaş. şu anda çantamı alıp gitmek istiyorum en uzak yer neresi ise oraya gitmek istiyorum....!

yoruldum!


"Yorgunum çok... Neyim varsa tüketip kapatmak istiyorum perdelerimi sonsuza. Hayat mı buluyorum,yoksa hayat mı beni bulmak isteyip isteyip kaybediyor anlayamıyorum. Bu sıralar keyifsizim çok. Dert kapıda birikmiş sanki çıkamıyorum da sokağa. Saklanıyorum kuytularıma. Gecenin cellatları vuruyor kamçılarını uykularımda. Çoğu zaman uykusuz kalıp bazen de yığılıyorum yatağıma. Susuyorum çok. Bu aralarda mı bir sorun var,yoksa ben de mi bu aralar bilemiyorum. Çaresiz yakıyorum bir sigara daha,karanlık odamda görünen tek ışık oluyor ateşi. Bir yudum daha çekiyorum içime yine basıyor efkar. Zaman hiç geçmiyor burada,bu aralar..."

14 Ocak 2012 Cumartesi

90'lar vol 1 =)


91 doğumlu olduğundan herhalde 90'lar benim için ayrı bir önemli...
bir kaç gecedir yumurcak tv de tom ve jerry e denk geliyorum ve gözümden uyku akmasına rağmen sonuna kadar izliyorum yaklaşık 2 saat falan veriyorlar ve uyurken huzurlu uyuyorum beynimin boşaldığını hissediyorum.
zor günler geçiriyorum bu aralar final sitresi anne özlemi ailesel sorunlar fln derken beynim kazan gibi oluyor ve geceleri tom ve jerry i izleyerek huzurlu uyuyorum. bunun vesileyle bu sabah uyandığımda önce 90ların şarkılarını dinleyeyim dedim ve hepsinin çok eğlenceli olduğunu fark ettim bir kez daha. sonra 90ların dizileri çizgi filmleri derken ya ben neden 90lar la ilgili bir blog yazmıyorum dedim ve yazmaya başladım ;)

çizgi filmlerle başlamak istedim ee sonuçta ben 90larda çocuktum =) ve bir çocuk için en önemli şey çizgi filmdi o yıllar ;)

JETGİLLER
tartışılmaz en sevdiğim çizgi filmdi hep öyle bir ailem olduğunu hayal eder dururdum. =)


ŞİRİNLER
bu sabah denk geldim bir çizgi film kanalında ve çokk çokk büyük bir zevkle izledim gargamel e gene uyuz oldum ama şirinler kazandı gene =) ve hiç değişmeyen son gargamel gene kahırlardaydı ve sadece çizgi filmlerde iyiler kazanıyordu ;)

POWER RANGERS
bu çizgi film hakkında tek hatırladım ablamla sürekli sen pembe olucaksın hyr ben pembe olucam davasıydı ve sonunda ablam beni hep kandırıp o pembe olurdu ben ise sarı neymiş ben sarışın mışım sarı olmam gerekiyormuş sanki kendisi pembe çocukluk işte kanıyordum hemen =)

TAŞ DEVRİ
tartışılmasız ev sevdiğim karakter çakıl çakmaktaştı
çok tatlıydı ve çakıl çakmaktaşı çocukluğuma benzetirdim bende o kadar tatlıydım yani =)) birde fred çakmaktaşların evindeki musluğa hastaydım fil di sanırım musluk =))

CASPER
sevimli hayalet casper yazık canım benim ya onu ilk kez gören herkez korkup ondan çakıyordu ya bizim casperde üzülüyordu halbuki istediği tek şey bir arkadaştı ve hep casper ı izlerken buraya gelse ben hiç korkmam onun arkadaşı olurum dediğimi hatırlıyorum ablamda bana sen ondan korkmazsın ama o senden korkar diyordu pislik =) hep kendimi casper gibi ablamıda casperın kuzenleri gibi hissederdim.



TEMEL REİS
ıspanak sevmeme ndn olan çizgi film sır bu çizgi film yüzünden ıspanak bağımlısı oldum =)
tabi annemin katkısınıda yabana atmamak lazım. ama sanifaz çok fenaydı hep sağ gösterip sol vuruyordu onuda unutmuş değilim =))
EDİ VE BÜDÜ
çok iyi iki arkadaş olan edi ile büdü ye hep özenmişimdir ki hala daha da özenmekteyim ve unutamadığım tek bölümü elmalı pastayı paylaşma sahneleri ve edinin büdüyü uykusundan uyandırıp beni seviyor musun die sormasıydı =))

RİCHİE RİCH
pis zengin çocuk hep dolar işareti görürdü sadece bu kadar hatırlıyorum ama itiraf etmeliyimdi bu çocuğa aşık olmuştum ona mektup fln yazıyordum. ama ilişkimiz tamamen duygusaldı valla bak =))

90'ların dizileri ahh ahh o diziler şimdiki dizilerin hiç bi onlar kadar gzl olmazdı ki olamıyorda..

BABA EVİ
anne baba abla ve ben bütün aile akşamları çay koyup yanında keklerle bu diziyi izlerdik çok güzel bir diziydi tadı hala damağımda desem yalan olmaz =)


SÜPER BABA
flütle müziklerini çalmaya uğraştığım dizi süper bi diziydi ;)

SICAK SAATLER
annemin mehmet aslantuğ ya aşık olduğunuda hesaba katarsak sıcak saatlerin oynadığı hiç bir akşam kimse sesini çıkartmadan izlerdi biri birşey diyince annem basardı fırçayı fenaydı ama güzel bi diziydi =))

BÖYLE Mİ OLACAKTI
bizim iyi kalpli 3 kız olan pelin, gül ve ayşenin peşini bir türlü bırakmayan fitne fücür şebnem in olduğu bir dizi.
her sezonun sonra şebnem ölüyor olarak görünürdü ama bir türlü ölemezdi =) güzeldi...

BİZİMKİLER
assolistler en son çıkarlarmış hesabı bizimkileri sona bıraktım her pazar bıkmadan usanmadan izlediğimiz bir diziydi karakterlerden en çok cemili ve sevim ikilisini severdim mükemmeldi fazla söze gerek yok =))


ve geri kalanlar

SANAL BEBEK =)
bir bayram hediyesi olarak almıştım annemden sanal bebek hoş benimkinin kenarları bunun kadar süslü değildi turuncu renkti ama çok güzeldi hatırladığım kafarıyla benim sanal bebek sürekli ölüyordu arka tarafında küçük bir yer vardı iğnenin ucuyla oraya basınca tekrar doğuyordu =))

ETİ ABC =)
tadı hala damağımda olan bir kraker mükemmeldi süperdi off offf anlatıcak kelime bulamıyorum.
bir gün biri bana evlenme teklisi ederken tek taş yerine bundan 3, 5 paket bulup getirse daha makbule geçer vallahi hiç düşünmeden kabul ederim o adamı =))

CAPRİ-SUN =)
eti abc nin yanında gidebilicek en iyi şey capri-sun olur tabiykide. ilk okula giderken beslenme çantamdan hiç eksik olmayan ikinci şey tabi abc den sonra en çokta safari'sini severdim...

SULUGÖZ =)
göz yaşartıcı sulugöz sakızı çok güzeldi =))

MON AMİ 48'Lİ =))
ahh ahh monami ne yalvarmıştım annemlere alsınlar die ama sonunda aldırmayı başarmıştım.
çünkü monami 48 li demek statü demekti çünkü içinde altın ve gümüş rengi de vardı =)) kimseye vermezdim hemen bitmesin die ve hatırlıyorumda bulutları bile altın rengi yapıyordum evleride gümüş rengi o zmandan belliymiş hayal gücümün iyi olduğu yaratıcı olduğum =))

SON İTİRAF ;)

TUTTİ FRUTTİ
geceleri gizli gizli kalkıp tv yi açardım ve tutti frutti olurdu onu izlerdim. sapıkmıyım neyim ama güzel programdı yaaa =))


ve böylece 90'ların bir kısmını anmış oldum arkası gelicektir daha 90'ların şarkıları var onuda başka bir yazıda ele almayı düşünüyorum çünkü pek bir uzun oldu sıkmak istemem sizi öperim çokk ;)