29 Ekim 2013 Salı

gene sen yine sen!


29 ekim...
hem Türkiyenin hemde benim miladım olan tarih...
bugün tam tamına 2 yıl oldu koca 2 yıl.
canım çok yanıyor bugün ve ben bugün hiç olmadığım kadar yalnızım hiç olmadığım kadar çaresiz...
elimden gelen tek şey senin mutluluğunu izlemek... ama bir yandan da mutlu oluyorum mutlu olduğun için en azından diyorum kendime en azından o mutlu. sana da dedim ya sen benim en güzel hatam en güzel günahımdın bu yüzden affedemiyorum ya kendimi. 2 yıl öncesi bugünü hatırlıyorum sürekli o gün dünyanın en mutlu insanı olduğumu hatırlıyorum sonra ve düşününce mutlu anlarımın hepsinde senin yanında olduğumu fark ediyorum. her şey geçti inan kızgınlık, kırgınlık, öfke, fln fln ama tek geçmeyen şey yorgunluğum öyle çok yorgunum ki bayım bunu nasıl anlatıcağımı atlatıcağımı inan bilmiyorum...

9 Ekim 2013 Çarşamba

bilemedim ki ;)

hayatımda bir şeyler düzeliyor mu yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama bir şeyler düzelsin istiyorum artık düzelsin ve bende mutlu olayım. dün akşam çok hoş bir misafirim vardı ve yanında mükemmel bir şarap getirmişti diren2003. kendisi sohbeti yani kısacası her şey mükemmeldi. umarım bu kez bazı şeyler istediğim gibi olur ve umarım bu kez bende mutlu olurum. öperim kocana ;)

4 Ekim 2013 Cuma

saçma sapan bir gün...


saçma sapan bir gün geçiriyorum mutsuz bir şekilde uyandım neden bilmiyorum ama canım çok yanıyor kızgınım öfkeliyim. okula gittim ve hoca derse girdiğinde başımdan kaynar su döküldü çünkü sana o kadar çok benziyordu ki duruşu giyimi mimikleri gülüşü ses tonu kokusu. biri benimle fena halde dalga geçiyor bunun başka bir açıklaması olamaz çünkü. derste izin isteyip çıktım bahçede oturdum ağladım sigara içtim. kendime o kadar çok kızdım ki sadece sana benzeyen biri beni bu hale nasıl getirir diye. eve giden yolda yol boyunca ağladım neden bilmiyorum ama ağladım işte cnm çok yandı çok özledim. sen bayım özlemekten hiç miden bulandı mı? benim artık bulanıyor!

3 Ekim 2013 Perşembe

bay S.

epey zaman olmuş yazmayalı bunu fark ettim bugün...
sanırım yazmamamın sebebi kendimi olduğu gibi kelimeleri de bir araya toplayamıyor oluşum.
son zamanlarda öğrendiğim en önemli şey bay s ile 4 yıl boyunca farklı şehirlerde farklı hayatlarda aynı acıyı çekmiş olmamız. bana imkansız diye bir şeyin olmadığını gösteren insan ölene kadar sana şükran duyacağım.


23 Mayıs 2013 Perşembe

bazen aradığın sadece eski bir dostur...



gene bir anda gelişti olaylar bir anda kuşadasına gitmeye karar verdik ve 3 kız kalkıp gittik sezonu da bu şekilde açmış bulundum ama gene de tam anlamıyla mutlu değildim tam anlamıyla bir bütün değildim eksik birşey vardı kimi zaman küçük gibi görünen ama dikkatli bakınca hayatımın tamamını kaplayan bir eksik..
gündüzleri kolay oluyor herşey ama akşam olunca eksik parça daha da bi belli etmeye başlıyor kendini.

akşam kızlarla barlar sokağına gittik eğlendik içtik sonra birini gördüm karşımda sırtı bana dönüktü ve inan bayım öyle çok sendi ki elim ayağım titredi gerçek olamıycak kadar sendi bir anda yürümeye başladım sen olmayan sana doğru omzuna dokundum ama yüzünü bana dönen sen değildin bir başkasıydı hemen özür dileyip masaya döndüm çantamı aldım kızları orada bırakıp otele gittim. kapıdan girer girmez nefesim kesilene kadar ağladım ve gene kendimi tutamayıp açmıycağını bildiğim halde seni aradım. seni aramam aşktan değildi halbuki ben o gece fark ettim çok mutsuz olduğumu dostluğuna ihtiyacım olduğunu bir dostla yani senle konuşmak istemiştim sadece ahh bayım keşke okuya bilseniz bunları keşke...

ben tek başıma hiç bir şeyi beceremiyorum işte ve senin dediğin kadar da güçlü biri değilim sadece güçlü numarası yapıyorum zaman zaman ağlak birinin tekiyim oysa. düşünüyorum bir insan bu kadar çok terk edilemez diye haksızlık bu diyorum kendi kendime... sadece dostluğuna ihtiyacım var bayım yardımına ihtiyacım var ben çok fazla dibe düştüm elimden tutup kaldırmana ihtiyacım var....

7 Mayıs 2013 Salı

bardağın dolu tarafını görme adlı son eserim...


fonda da http://www.youtube.com/watch?v=IkzEoWEftNw

özür dilerim bayım...




geçenlerde ıspartaya gittim özgeyi ziyarete birde canım çok sıkılıyordu bir şeylerden kaçmak istedim birazda çıktım gittim. ama daha otobüse biner binmez yakaladı beni geçmiş seninle birlikte geçtiğimiz yollardan geçtim bayım ender dinlenme tesislerinde mola verdi otobüs hatırladın mı '' bir gece ıspartadan dönüyorduk birlikte kar yağıyordu sana kızdığım ve beni aldattığını düşündüğüm için yol boyunca ağlamıştım. mola da otobüsten inerken kaymayayım diye elimden tutmuştun ama o an sana öyle öfkeliydim ki elini bırakmıştım. sonra ben tuvalete girmiştim de kapıda bekliyodun yüzünde şapşal bir ifade ile çıkınca neden bekliyorsun gitsene dediğimde seni kaybetmekten korkuyorum demiştin'' hatırladın mı bayın işte o an bir kez daha aşık olmuştum sana. sonra dedim ki kendi kendime keşke o gece izmir otogarında beni taksiye bindirirken son kez görmüş olsaydım seni o gece sana bitti dediğimde keşke bıraksaydın beni belki öyle olsaydı unutabilirdim seni kim bilir. off neyse nerden nereye geldi konu gittim ıspartaya gider gitmez orada geçirdiğim 2 sene canlandı gözümde. o gece otogarda değilde adliyenin önünde indik özgeler oradan aldı bizi tesadüfe bak adliyenin önü o gece eve giderken adliyenin bahçesine girdim seninle birlikte oturup sigara içtiğimiz yerde oturdum sigara içtim sesim çıkmadı ama içimden seninle konuştum ben o gece bayım. sonra kalkıp eve gittik. ertesi gün iyas a gittik orada kaybolmak istedim belki gene beni bulursun diye ama sonra senin gittiğini hatırladım vazgeçtim kaybolmaktan sonra eğirdire gittik kaleye çıktık bira içtik gezdik ve ertesi gün izmire döndüm ve dönüş yolunda fark ettim ki sen hala içimde aynısın ben her ne kadar bitti desem de bitmemiş sadece kabullenmişim yokluğunu ama bitmemiş bitememiş bayım özür dilerim....

29 Mart 2013 Cuma

en iyi şey pastaydı zaten

dün doğum günümdü ya 28.03.2013 ama hayatım boyunca geçirdiğim doğum günleri içinde en tuaf en tatsız olan da buydu. saat 00:00 da arkadaşlar geldi ellerinde pastayla mutlu oldum ama içimde çok büyük bir sıkıntı acı vardı. çünkü onunda doğum günüydü ve mesaj atmamak için ne kadar çok çabalasam da sonunda dayanamayıp mesaj attım. lanet olsun ki attım o mesajı kesinlikle cevap vermesi gereken bir konu olmasına rağmen cevap vermedi ve anladım ki sadece aşk anlamında değil hiç bir anlamda sevmiyordu artık beni ne yazık dedim sonra oturdum kendi halime üzüldüm salaklığıma yandım. ne annem ne babam nede ablam hatırladı zaten düşündüm kendi kendime ne çok seviliyormuşum meğer dedim. her neyse sonunda bitti salak doğum günü.