7 Mayıs 2013 Salı
özür dilerim bayım...
geçenlerde ıspartaya gittim özgeyi ziyarete birde canım çok sıkılıyordu bir şeylerden kaçmak istedim birazda çıktım gittim. ama daha otobüse biner binmez yakaladı beni geçmiş seninle birlikte geçtiğimiz yollardan geçtim bayım ender dinlenme tesislerinde mola verdi otobüs hatırladın mı '' bir gece ıspartadan dönüyorduk birlikte kar yağıyordu sana kızdığım ve beni aldattığını düşündüğüm için yol boyunca ağlamıştım. mola da otobüsten inerken kaymayayım diye elimden tutmuştun ama o an sana öyle öfkeliydim ki elini bırakmıştım. sonra ben tuvalete girmiştim de kapıda bekliyodun yüzünde şapşal bir ifade ile çıkınca neden bekliyorsun gitsene dediğimde seni kaybetmekten korkuyorum demiştin'' hatırladın mı bayın işte o an bir kez daha aşık olmuştum sana. sonra dedim ki kendi kendime keşke o gece izmir otogarında beni taksiye bindirirken son kez görmüş olsaydım seni o gece sana bitti dediğimde keşke bıraksaydın beni belki öyle olsaydı unutabilirdim seni kim bilir. off neyse nerden nereye geldi konu gittim ıspartaya gider gitmez orada geçirdiğim 2 sene canlandı gözümde. o gece otogarda değilde adliyenin önünde indik özgeler oradan aldı bizi tesadüfe bak adliyenin önü o gece eve giderken adliyenin bahçesine girdim seninle birlikte oturup sigara içtiğimiz yerde oturdum sigara içtim sesim çıkmadı ama içimden seninle konuştum ben o gece bayım. sonra kalkıp eve gittik. ertesi gün iyas a gittik orada kaybolmak istedim belki gene beni bulursun diye ama sonra senin gittiğini hatırladım vazgeçtim kaybolmaktan sonra eğirdire gittik kaleye çıktık bira içtik gezdik ve ertesi gün izmire döndüm ve dönüş yolunda fark ettim ki sen hala içimde aynısın ben her ne kadar bitti desem de bitmemiş sadece kabullenmişim yokluğunu ama bitmemiş bitememiş bayım özür dilerim....
29 Mart 2013 Cuma
en iyi şey pastaydı zaten
dün doğum günümdü ya 28.03.2013 ama hayatım boyunca geçirdiğim doğum günleri içinde en tuaf en tatsız olan da buydu. saat 00:00 da arkadaşlar geldi ellerinde pastayla mutlu oldum ama içimde çok büyük bir sıkıntı acı vardı. çünkü onunda doğum günüydü ve mesaj atmamak için ne kadar çok çabalasam da sonunda dayanamayıp mesaj attım. lanet olsun ki attım o mesajı kesinlikle cevap vermesi gereken bir konu olmasına rağmen cevap vermedi ve anladım ki sadece aşk anlamında değil hiç bir anlamda sevmiyordu artık beni ne yazık dedim sonra oturdum kendi halime üzüldüm salaklığıma yandım. ne annem ne babam nede ablam hatırladı zaten düşündüm kendi kendime ne çok seviliyormuşum meğer dedim. her neyse sonunda bitti salak doğum günü.
26 Mart 2013 Salı
garip zamanlar...
garip günler geçiriyorum ne yapıyorum bende bilmiyorum. çoğunlukla uyuyorum uyanıkken de amaçsızca dolaşıyorum evin içinde. geçenlerde uyandığımda saat öğlen 3 tü ve ev arkadaşıma dedim kalk gidelim. nazilliye bir buçuk saat uzaklıkta olan söke de babamın teyzesi vardı uzun zamandır da görmüyordum oraya gitmek istedim sanırım gitme isteğimin sebebi babannemi özlememdi teyzeyle birbirlerine çok benzerler teyzeyi görünce babannemi görmüş gibi olurum. kalktık oraya gittik şansımıza yağmur yağdı oturduk sohbet ettik.
kahve içtik ve teyze falıma baktı, bir adam kellesi var dedi içinde bir adamı idam etmeye çalışıyorsun ama olmuyor dedi şaşırdım. işimiz fallara kalmıştı zaten...
teyzeyle karşılıklı sigara içik ben çok içiyorum diye kızdı bana. almanya da yaşadığı günleri anlattı babannemi anlattı uzun uzun ikimizinde gözleri doldu ama belli etmeme çalıştık ikimizde ve anladım ki teyzede en az benim kadar iyi rol yapabiliyordu.
sonra kalktık hep birlikte papatya topladık. hepimizin gülümsemesine sebep oldu kocaman papatya tarlası :)
ardından trene binip geri döndük eve. kapının önünde küçük çocuklar vardı ellerinde küçücük bir köpek veteriner vermiş çocuklara götürün parka atın diye kıyamadık aldık eve sepetin içine yuva yaptık yıkadık süt verdik oraya yatırdık hemen uyudu sonra uyandı biraz oynadık geri yattı bir aylık dişi çok şeker bir şey ben nereye gidersem beni takip ediyor evin içinde korkuyorum ezicem diye :)
hayatımda bir şeyler düzeliyor mu yoksa ben olduğum yerde mi sayıyorum bilmiyorum ama içimde bir huzursuzluk bir hüzün var. özlediklerimi atamıyorum içimden bir türlü idam edemiyorum kimilerini.....
kahve içtik ve teyze falıma baktı, bir adam kellesi var dedi içinde bir adamı idam etmeye çalışıyorsun ama olmuyor dedi şaşırdım. işimiz fallara kalmıştı zaten...
teyzeyle karşılıklı sigara içik ben çok içiyorum diye kızdı bana. almanya da yaşadığı günleri anlattı babannemi anlattı uzun uzun ikimizinde gözleri doldu ama belli etmeme çalıştık ikimizde ve anladım ki teyzede en az benim kadar iyi rol yapabiliyordu.
sonra kalktık hep birlikte papatya topladık. hepimizin gülümsemesine sebep oldu kocaman papatya tarlası :)
ardından trene binip geri döndük eve. kapının önünde küçük çocuklar vardı ellerinde küçücük bir köpek veteriner vermiş çocuklara götürün parka atın diye kıyamadık aldık eve sepetin içine yuva yaptık yıkadık süt verdik oraya yatırdık hemen uyudu sonra uyandı biraz oynadık geri yattı bir aylık dişi çok şeker bir şey ben nereye gidersem beni takip ediyor evin içinde korkuyorum ezicem diye :)
hayatımda bir şeyler düzeliyor mu yoksa ben olduğum yerde mi sayıyorum bilmiyorum ama içimde bir huzursuzluk bir hüzün var. özlediklerimi atamıyorum içimden bir türlü idam edemiyorum kimilerini.....
15 Mart 2013 Cuma
Sertab Erener - İyileşiyorum (Yeni Klip 2013)
dün akşam gayet normal bir ruh hali içerisinde balkonda otururken birden bu şarkıyı duydum tamda konuşma kısmına denk geldim bir anda darmadağın oldum yavaş yavaş kabuk bağlamaya başlayan yaram kanadı durdu. o an anladım aslında hiç birşeyin geçmediğini iyileşmediğimi. kendime kızdım sonra o orada ve büyük bir ihtimalle mutlu (çünkü mutlu olmasaydı gelirdi) dedim kendime. 1 yıl oldu neredeyse gideli ama ben hala bıraktığı yerde kala kaldım bir adım bile ilerleyemedim. özledim çok özledim, en çokta dostluğunu özledim....
13 Mart 2013 Çarşamba
yalancıktan huzur...
yalancıktan huzur...
o ne be dediğinizi duyar gibi oldum :)
yalancıktan huzur, hani böyle hiç bir şey yolunda değilken hatta her şey bok gibiyken aslında etrafa her şey çok güzel ben çok mutlu huzurlu bir insanım mesajını vermektir. hatta bir süre sonra her şey o kadar gerçekçi oluyor ki siz bile inanıyorsunuz huzurlu olduğunuza ama allahtan çok uzun sürmüyor bu huzurlu halleriniz bir anda çalan telefon ve gelen haberle yerle bir ediliveriyor. okula gitmiyorum bir süredir ve hiç gitme istediği de yok içimde bütün gün evdeyim. gece geç yatıyor öğlen kalkıyorum kahvaltı yapmıyorum daha doğrusu doğru düzgün yemek bile yemiyorum. kalkar kalkmaz önce evi topluyorum ardında kahvemi yapıp balkona çıkıyorum ve neredeyse yatmaya yakın giriyorum içeriye. bugünlerdeki tek eğlencem bahçede çiçekleri açan erik ağacı, her geçen gün çiçekleri hada bir belirgin oluyor. bugün dayanamadım indim aşağıya bir kaç dal kopardım geldim koydum balkonuma sonrada bir çay demledim ohh mis gibi oldu :) kocaman huzurlu bir insan oldum bir anda. işte son zamanlarda günlerim böyle geçiyor çiçekler ağaçlar ha birde balıklar.
sağlıcakla kalın öperim çok....
5 Mart 2013 Salı
sen zaten öyle bir adam değilsin ki....
bu haftaki bölüm tam anlamıyla azıma sıçtı içimden bin parçayı söktü attı....
bölümün başından sonuna kadar kurumadı gözlerim tabiri caizse anıra anıra ağladım ve bölümün sonunda gerçekten gitseydi yavuz sabaha kadar ağlardım sanırım. öyle alışmışım ki ona öyle gerçekçi hissetmişim ki sanki gerçekten ölecek gibi geldi o acıyı yaşadım resmen. eylüle veda edişi, eylülün isyanı beni tam 11 ay öncesine götürdü bende çok ağlamıştım isyan etmiştim gitmesin die ama o gitti çünkü o tam da öyle bir adamdı gitmeye hazır. ama yavuz gitmedi çünkü yavuz öyle bir adam değil. son olarak iyi ki Burak Aksak gibi adamlar var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





