13 Şubat 2013 Çarşamba

kahve tadında günler ;)

alsancak leman kültür ;)
uzun zaman önce açıldığını bilmeme rağmen bir türlü gidemediğim yer (deli gibi merak etmeme rağmen) istanbuldakine gitmiştim ama izmirdekini de merak ediyordum doğrusu. geçtiğimiz hafta izmire gittim sınavlarım bitmişti ve dip not: hepsini geçtim :)
çok güzel bir mekan olmuş özellikle tasarımı harika.
cumartesi günü olduğu için biraz kalabalıktı ortalık ygs grubundan geçilmiyordu doğrusu ve çok şiddetli yağmur yağıyordu ama yağmur eşliğinde kahve içmenin tadı da bir başka oluyordu ve biz özgecimle bu tadı gayet iyi biliyorduk.
izmire gittiğimde izmiri hiç özlemediğimi fark ettim artık izmir bana hiç cazip gelmiyordu. bunun sebebi hayatımı alt üst eden 2 adamdı sanırım... her yerde bi anı her yerde geçmiş vardı. nazilliye o kadar çok alışmışım ki sakinliğine saflığına artık kalabalıkta boğuluyor gibi oluyorum. sanırım kalabalık yerlerde yalnız olduğumu daha çok hissediyorum belkide bu yüzden sevmiyorum izmirin kalabalıklığını kim bilir... nazilliye döndüm dün çileğim susuz kalmış hemen onu suladım balıklarıma yem verdim evimi temizledim ohh komforlu komforlu oturdum. izmire dair iki şeyi özlüyorum en çok biri annem diğeride bir adam onlarda olsa yanımda benden huzurlusu güzeli olmaz herhalde. ama işte insanın her istediği olmadığı için olmuyor sanırım.
her neyse bunalıma bağlamıycam gene uzun lafın kısası güzel bir gündü her ne kadar günün sonunda sudan çıkmış balık gibi ıslanmış olsakta =) zaten nasıl kötü olabilirdi ki kahve + leman kültür + özge formül tamamdı ;) keyfli günler diliyorum kahve tadında....






















29 Ocak 2013 Salı

en uzun gece....



''... Çektikleri büyük acılardan kurtulamayan insanlar bazen çareyi bir başkasını kurtarmakta, bir başkasının acısını dindirmekte bulurlar, bunu bir dindarın adanmışlığıyla yaparlar, Yelda'nın büyük bir adamın kederini taşıyan bu çocuğa bağlanmasının nedeni bu muydu bilinmez ama çok kısa zamanda bağlanmasının nedeni bu muydu bilinmez ama çok kısa zamanda bağlanmıştı Heja'ya, onun geleceği için hayaller kurarken yakalıyordu bazen kendisini...''
                                                                      Ahmet ALTAN----- en uzun gece

9 Aralık 2012 Pazar

ben affettim bayım!


son zamanlarda yazıklarıma bakıyorum da hepsinde öfke doluyum ve acı çekiyorum.
bunu nedenini düşündüm bayım nedeni size kızgın olmamdı sizi hala seviyor olmamdı evet kızgınım size gitmeme izin verdiğiniz için benle kalmadığınız için kızgınım. ama kızgın olmak öfkeli olmak bunların hiç bir anlamı yok artık bunu anladım...
zor zamanlar dan geçiyorum ince çizginin üzerinde olduğumu fark ediyorum çoğu zaman ve yeni kararlar alıyorum sürekli.
ve en önemlisi de ben sizi affettim bayım.
affettim sizi içimde böyle olması gerekiyormuş ve olmuş dedim kendime o iyi bir insan mutlu olsun dedim ve affettim sizi bayım. biliyorum hayatınızda başka biri var mutlu olun onunla bunu gerçekten istiyorum çünkü siz mutlu olunca gülümseyince dünyanın en tatlı varlığı oluyorsunuz karşınızdakini bundan mahrum etmeyin bayım.
sizinle yaşadığım herşey güzeldi gerçek olamıycak kadar güzeldi hemde, hepsi için teşekkür ederim. urla için pera için 212 için ısparta için foça için miço için küçük deniz için kumrucu şevki için rıhtım için şekersiz çay için kahve için ellerimizle yediğimiz dürüm için galatalı saat için ışıklı tablo için 28 mart için 29 ekim için sinema için bardak mısır için ve bir çoğu için teşekkür ederim. hayatımın her anında yanımda olucaksınız çok dile getirmesemde aklımda olucaksınız ama size öfkeli değilim bayım buna inanın siz böyle bir karar aldıysanız vardır bir bildiğiniz sadece yanımda olmanızı istediğim anlar çoğalıyor gitgide ama sorun deil buna da bir çare bulurum kısa zamanda.kim bilir bayım belki ikimizinde mutlu olduğu bir hayatta yeniden tanışırız.
son olarak bay G.bence bana aşık olmak sana çok yakışırdı....























5 Aralık 2012 Çarşamba

son durum...


bazı gelişmeler var güzel mi değilmi henüz bilmiyorum. ilk gelişme hastaneye yatmıycam ayakta tedavi olucam okul sebebi ile sanırım bu iyi bir şey en azından dış ortamdan tamamen kopmuycam. saçlarıma takmış durumdalar resmen sürekli çok fazla döküleceğini ve bunun acı verici bir süreç olduğunu söylüyorlar bende dayanamadım gidip kestirdim ve zararlı olmasına rağmen boyattım ama hiç kimse kızmadı sanırım bu hastalık yüzünden biraz daha iyi davranıyorlar ve bu davranışlar uzaktan izlendiğinde komik bir hal alıyor çünkü ailem rol yapmayı hiç beceremiyor..
   biraz kafa dağıtmak için ıspartaya gittim özgenin yanına ama bir gün kalabildim kötü oldum nefes alamadım sabah apar topar acile gittik serum fln taktılar ve biraz iyi olunca geri döndüm yolculuk yapmamam gerektiği söylendi aman neyse sıkıcı konular bunlar...

27 Kasım 2012 Salı

korku bayım kötü bir şey....


korkuyorum bayım çok korkuyorum....
sanırım 2,3 hafta sonra hastaneye yatıcam ve gene o acı süreç başlayacak... görüyorsun ya hiç birşey düzelmiyor aksine sürekli geri geri gidiyorum... 
aynı eskisi gibi önce bay S. gitmişti ardından hastalık şimdi ise önce sen gittin ardından gene hastane gene ilaçlar gene boş kolidorlar....
yanımda olsan belki daha güçlü olurdum kim bilir ama şu anda hiç gücüm yok hemde hiç....
bugün çok kötü bir gündü test sonuçlarını almaya gittiğimde o salak hastalığın yenilendiğini söylediler sanırım gene saçlarıma veda etmem gerekicek aman neyse zaten zor uzuyordu demi? kötü olan bu değil zaten kötü olan daha önce aldığım tedavi ve bu kez alıcağım tedavi sonucunda sanırım hiç bir zaman anne olamama durumum varmış ne acı diymi bayım belkide hiç bir zaman bir çocuğum olamıycak. bu çok koydu işte hastanenin bahçesinde uzun uzun oturdum orada hava nasıl bilmiyorum ama burada biraz soğuk ama üşümedim otururken öylece oturdum bir sigara yaktım düşündüm sadece elime telefonu aldım numaranı yazıp yazıp sildim aramak istedim seni anlatmak akıl almak belkide bilmiyorum ama sadece konuşmak istedim sesini duymak istedim ama arayamadım çok kötü bir gün geçiriyorum bayım kendimi bilmez bir halde dolaşıyorum boş boş televizyona bakıyorum.... 
ve en kötüsüde korkuyorum bayım ben bu kez çok korkuyorum...
keşke seni arayabilsem de anlatsam bunları ama onu da yapamıyorum...
uzun lafın kısası seninle konuşabilseydim şayet anlamak istediklerim bunlardı.
kim bilir belki bir gün bir yolculukta ben cam kenarında sen yanımda okuruz bunları.....

23 Ekim 2012 Salı

6 ay bayım tam 6 ay.....

Bu kez gerçekten de izmire hiç gelmemiş olmayı diledim hemde tüm kalbimle..
gelir gelmez gerçekler yüzüme bir tokat gibi çarpıldı. artık bir başkası vardı hayatında artık bir başkasının elinden tutuyordu o ve artık ben tamamen unutulmuştum. gerçek değildir dedim gözümle görmedim çünkü yalan söylüyorlardır dedim ve sırf doğru olanı öğrenmek için kalktım gittim yanına. bu gün tam tamına 6 ay olmuştu ayrılalı 23 nisan 23 ekim... evden çıktıktan sonra kalbim ağzımda atmaya başladı otobüste iken ayaklarım tutmuyordu ofisin kapısına geldiğimde bayılmaktan ölesiye korktum açtı kapıyı 6 ay sonra gördüm onu hiç bir şey olmamış gibi hemde çok şey olmuş gibiydi sarıldı öptü ama bir yabancıyı öper gibiydi aceleyle işimi halletmeye çalıştı yüzüme bile bakmadı iç organlarım parçalanıyordu ama bunu ona söyleyemiyordum ve sordum sevgilisini içimden dualar ettim yalan desin diye demedi hiç bir şey demedi sadece güldü onaylar bir biçimde güldü acelesi olduğunu söyledi belli ki ona gidecekti ben artık onun için bir yabancıydım geçen sene bugün canım olan adama artık bir yabancıydım. gülümsedim organlarım parçalanıyordu ama ben gülümsedim. çıkarken intikam soğuk mu yoksa sıcak mı yeniliyor diye sordum gözlerimin ta içine baktı ama bir yabancı gibi ve alay eder bi şekilde soğuk dedi gülümsedim çıktım artık onda hiç bir şeyim kalmamıştı onun bende çok şeyi en önemlisi vucüdumdaki parmak izleriydi çıktım gittim....

artık anlıyorum bir çok şeyi o benim kaderim olsada ben onun kaderi değilim ben onun artık hiç bir şeyi değilim. o vicdan borcunu ödeyeli çok olmuş bense her gün ödüyorum vicdan borcumu ama bitmiyor ben onu özlüyorum çok özlüyorum ama o başka bedenlerde kendini affediyor....















15 Ekim 2012 Pazartesi

özlemek diyordum bayım özlemek çok kötü....


bu aralar sürekli geçen sene bu zamanlar geliyor aklıma bayım...
ahh bayım ah o günler nasıl mutluydum nasıl huzurlu.
düşünüyorum ne çok şey değişmiş hayatımda diye ne çok şey kaybetmişim ve en kötüsüde sürekli kaybetmeye devam ediyor olmam. özlemenin ne demek olduğunu öğretiyor sanırım yukardaki ve ben anladım özlemek çok boktan bişi hele ki asla gelmiycek birini özlemek aynı ölü birini özlemek gibi ama ölü birini özlediğinde mezarına gidersin çiçek koyarsın sularsın ve onunla konuşursun ölüler sizi her zaman duyabilir peki benim ne yapmam lazım nasıl duyurucam sesimi size bayım.
düşünüyorum yapmamam gereken bir şey mi yaptım acaba ona yada yeterince sevemedim mi? yeterince iyi olamadım mı ona? neydi eksik  olan ne yapmam gerekiyordu vazgeçilmez olabilmem için bilmiyorum bayım... kötü zamanlar bunlar geçer diyor 3. şahıslar ama geçmiyor işte bayım geçmiyor. tarif etmeye çalışıyorum acımı ama olmuyor anlamıyor 3. şahıslar. belki siz anlarsınız bayım içimin tam ortasında birşey var yutkunsam geçicek gibi ama yutkunamıyorum bayım gülüyorum eğleniyorum ama hep eksik birşey var kekremsi bir tat var bütün gülmelerimde sanki o an sesinizi duysam bayım herşey geçicek gibi geliyor ama olmuyor işte bayım...
hani size demiştim ya ''sen benim kaderimsin. bugün olmasa bile bir gün biz birlikte olucaz'' diye işte bayım o gün gelsin istiyorum artık çünkü ben sizi çok özledim.
çünkü ben sizsiz çirkinim çekilmez bir insanım,
çünkü ben sizsiz güzel gülemiyorum,
çünkü ben sizsiz çok yanlızım.....
gelin artık bayım gelin ki ben tekrardan kahve içebileyim.
hep sitem ederdiniz ya ev terliği yok diye terlikleriniz hazır bayım kapının hemen yanında. aniden gelirsiniz diye dolapta sade sodanız hazır bekliyor.
herşey hazır bayım herşey tek eksiğimiz sizsiniz.














6 Ekim 2012 Cumartesi

sadece size yazdım bayım sadece size....


yeni bir hayat...
ama eskisinden de kötü bir hayat sensiz olan yeni hayatım 5 aydır yaşamaya çalıştığım o sıkıcı ve boktan geçen hayatım. özlemenin ne kadar iğrenç bir şey olduğunu tekrar hatırladığım ciğerlerim parçalana kadar ağladığım yeni hayatım.
senin mutlu mesut hayatını sürdürdüğünden hiç şüphem yok. senin kadar gamsız olmayı çok isterdim bayım ama olamıyorum ne yazık ki. hep böyle olmadı mı zaten sevdim bağlandım taptım sonu hep hüzün sonu hep keder. hiç bir zaman düzelmiycem sanırım hiç bir zaman mutlu bir insan olamıycam hiç bir zaman bir insanın önceliği olamıycam bunu bilmek ne acı tahmin bile edemezsiniz.
bayım sizi öyle çok özledim ki bunu tahmin bile edemezsiniz. burnum nasıl sızlıyor sizi düşündüğümde bunu bir bilseniz ah bir bilseniz. bunu okuma ihtimalin hiç olmamasına rağmen yazıyorum sana anlatmak istediğim o kadar çok şey kaldı ki senden sonra o kadar çok şey oldu ki ama hiç birini anlatamadım hepsi içimde birikti kocaman bir dağ oldu. ama hep birşeyleri hissederdim ya işte şimdide hissediyorum bayım bir gün ikimiz urla iskelede oturmuş şekersiz türk kahvelerimizi içerken anlatıcam sana herşeyi....
yaptığım ve sonucunda asla ders alamadığım hatalarımı anlatıcam ne çok sevdiğimi burnumda nasıl tüttüğünü  gitmeme izin verdiğin için sana ne denli öfkeli olduğumu anlatıcam. hissediyorum bayım bir gün gözledine bakıp bunları anlatıcam ve gene sulu gözlü hatunlar gibi dolucak gözlerim ama bu kez ağlamıycam bu kez güçlü olucam yada en azından güçlü olmak için çaba göstericem.
uzun lafın kısası çok özledim bayım çok fazla çokkkk!