24 Haziran 2014 Salı

onca zamana rağmen


nereden başlamalı ne anlatmalı inan bilmiyorum. karbon kağıdı ile çoğaltılmış günler yaşıyorum resmen uzun zamandır ne yaptığımı bende bilmiyorum. sadece kocaman bir boşluk hissediyorum içimde, okul bitti mezun oldum bir tek staj olayım kaldı izmirdeyim ve son iki yılda olduğu gibi bu kezde iyi gelmedi bana izmir. mutsuzum huzursuzum bu şehirde ama gittiğimde de özlüyorum neyi özlüyorum neyini özlüyorum hiç bilmiyorum. ve bu gelişimde fark ettim ki ben gün geçtikçe ne kadar dibe batıyorsam sen bir o kadar yükseliyorsun bayım. düşünüyorum hangimiz mutlu olmayı hakediyor yada huzurlu olmayı. tek bir kare resim tek bir an insanın hayatını tamamen değiştirebiliyormuş meğersem. tek bir an tek bir kare pikseli bozuk fotoğraf ve sol el parmağında bir alyans o anda kafamdan neler geçti inan tahmin bile edemezsin düşündüm yanındaki kişinin yerine kendimi koydum saçma sapan bir hayaldi işte ama o an geçen iki üç saniye öyle mutlu hissettim ki kendimi kendime şaşırdım resmen. ben çok sevdim be seni öyle çok sevdim ki herşeyimi benliğimi bütün hücrelerimi sana verebilicek kadar sevdim bak gene başaramıyorum sana karşı olan hislerimi anlatamıyorum ve neden bilmiyorum ama sana karşı olan hislerimi hep en kötü cümlelerle anlatıyorum başaramıyorum seni anlatmayı yapamıyorum. çok özlüyorum seni geçenlerde hanın önünden geçerken kafamı bir kaldırdım adın yazıyordu camda kendine yeni ofis açmışsın cam açıktı oradaydın belkide aramızda bir kaç merdiven vardı kalbim öyle hızlı attı ki bir anda seni görmekten ölesiye korktum ve koşar adımlarla kaçtım oradan. neden bende bilmiyorum. hani hep diyordun ya sen çok güçlüsün falan diye güçlü değilim bayım ne yapmam gerekiyor bilmiyorum yanlış kararlar alıyorum sürekli herşeyi geçtim de seninle oturup saatlerce sohbet ediyorduk ya hani o sohbetlerine öyle ihtiyacım var ki çünkü bu lanet olası şehirde öyle yalnızım ki. offf gene saçmalıyorum işte boşver geçer elbet bir gün. dua ediyorum her gece geçsin bitsin ve bir sabah uyandığımda senin varlığını bile unutayım sen orada mutlu ol bende burada mutlu. ama şimdilik bu kadar mantıklı düşünemiyorum ne yazık ki. lütfen sende benim için dua et et ki mutlu olabileyim bende....









24 Mart 2014 Pazartesi

kaygılar...


kaygılar..
son günlerde o kadar çok kaygılıyım ki, okulun bitmesine 2,3 ay kaldı ve napıcağımı bilemez bir haldeyim. bir yandan okul hemen bitsin istiyorum diğer yandan da biticek diye ödüm kopuyor. staj için ankara da bulunan başkent laboratuvarına başvurmuştum umutsuz bir şekilde ve içimden ''burası beni kesin almaz'' diyordum ama çok enteresan bir şekilde stajımı onayladılar üstüne de stajdan sonra orada işe başlamamı istediler. böyle anlatınca hiç bir sorun yok gibi gözüküyor ama kaygılanmamın sebebi ankarayı neredeyse hiç bilmiyorum sadece çok küçükken gitmiştim şimdi gidince napıcam orada onları düşünüyorum nasıl ev bulucam param nasıl yeticek ayrıca ben ankarayı sadece behzat ç. için seven biriydim. nasıl oldu da bir anda ankara ile bu kadar içli dışlı oldum bilmiyorum. izmirli biri olarak ankara ve ankaralı insanlar bana hep soğuk, resmi gelmiştir. bu aralar o kadar çok düşünüyorumki beynim fonksiyonlarını yitirdi sanırım. ve bu ankara olayının tek güzel yanı izmir de olmamak ondan ne kadar uzak olursam benim için o kadar iyi. bakalım gelecek günler bana ne göstericek şimdilik sağlıcakla kalın ;)

10 Şubat 2014 Pazartesi

nokta konmuş bitmiş en güzel hikayem


şu hayatta neyden korkuyorsam hepsi bir bir başıma geldi...
ve sonunda olan oldu ve ben bugün senin evlendiğini öğrendim. hep düşünüyordum öğrenince ne yaparım acaba diye ve dururmuşum hiç hareketsiz öylece. durdum öylece nefes alıp verdim mi hiç farkında değilim ilk gün geldi aklıma seni ilk gördüğüm gün sırt çantasıyla karşımda duran adam o an demiştim kendime ''bu  benim evleneceğim adam'' diye ama bu kez yanılmışım demek ki bu kez hislerim beni yanıltmış. şu anda başka bir hayatın kahramanısın sana kızmak geliyor içimden ama yapamıyorum nedenini bende bilmiyorum. soruyorum kendime onunla hiç tanışmamak bunca acıyı yaşamamak istermiydin diye ama cevabım hayır oluyor çünkü ben senden çok şey öğrendim bayım bunların en başında da kimseye güvenmemem gerektiğini öğrendim. içimde çok azda olsa bir umut kırıntısı vardı ama bugün esen rüzgar o kırıntılarıda beraberinde götürdü. şu anki sakinliğime bende şaşırıyorum ve korkuyorum birazda. benim kurduğum hayalleri bir başkasıyla yaşaman biraz zoruma gidiyor sanırım. ben sadece istedim bayım birlikte olursak güzel olur gibime geldi yada öyle bir şeyler işte. artık sen benim kaderimsin saçmalığınıda unuttum. sadece hayatın bazen ne kadarda garip olduğuna şaşırıyorum. mutlu olun bayım çok mutlu olun bende mutlu olucam beni çok seven biri çıkacak karşıma ve onunla mutlu olucam bende buna inanıyorum yada inanmak istiyorum sadece bu yazıyı bir şekilde okursanız mutlu olmam için dua edin çünkü ben bu kadar şeye rağmen size hiç kızmadım kızamadım hep dilimdeydi ama hiç bir gün gönülden kızmadım size her zaman dediğim gibi bayım siz böyle yaptıysanız vardır bir bildiğiniz. artık son geldi benim içinde biraz geç oldu ama geldi sonunda. her şey için genede teşekkür ederim size. ben size olan hakkımı helal ettim mutlu olun bayım ve hep gülümseyin çünkü gülümseyince çok masum oluyorsunuz ve o masumluk dünyalara bedel....
HOŞÇAKAL.















27 Ocak 2014 Pazartesi

mutlu pazarlar

uzun bir zamandan sonra kendimi ilk defa bu kadar keyifli hissediyorum :)
umarım bu keyif yarıda bozulmaz. benim için özel olan biri var ve o biraz hastaydı bugün onun yanına giderken ona damla sakızlı kurabiyeler yaptım hemen iyileşsin diye ;) ben musmutlu bir pazar geçirdim umarım sizin içinde mutlu bir pazar olmuştur. ve diliyorum ki bütün pazarlar bugünkü gibi musmutlu geçer ;)

24 Aralık 2013 Salı

son zamanlarda...

geçen gün uzun süredir blog yazmadığımı fark ettim ''neden?'' diye sordum kendime ve cevaptan hiç hoşnut kalmadım çünkü neden sorusuna aklıma gelen ilk cevap '' her yazdığında onu anlatıyorsun'' oldu ve ben artık seni anlatmak istemiyorum bayım. ve inanır mısın artık daha az özlüyorum seni daha az acıyor içim sanırım ''zaman her şeyin ilacı'' dedikleri bu olsa gerek.
her neyse son zamanlarda neler yaptım izmire gittim canım dostum abim olan bay S. nin yanına bebişim kendine ev aldı neden bilmiyorum ama herhalde ben kendim ev alsam ancak bu kadar sevinebilirdim :) onun yanında kaldım 3 gün ve içimden ona sonsuz teşekkürler ettim ev aldığı için çünkü artık benimde zaman zaman kaçıp sığınabiliceğim bir evim daha olmuş oldu. çok keyifli 3 gün geçirdim aşağıdaki resimden de anlaşılabiliceği üzre ;)


sonra döndüm geri aydına her şey eski rutin şekline döndü böylece tek bir farkla 2 gün üst üste sinemaya gittim o kadar ilk gittiğim film ''Tamam Mıyız?'' oldu. resmen tek kelimeyle bayıldım ve bolca ağladım ama sonra da sevindim çünkü benimde hayatımda öyle bir dost, abi vardı bu yüzden kendimi şanslı hissettim ve bir kez daha şükrettim hem zaten ne demişler '' önce dost lazım bana gerisi olur zaten'' kim demiş ne zaman demiş bilemem ama iyi demiş ağzına sağlık. :) ikinci gittiğim filmde ''Erkekler'' di ve hayatımda ben ilk defa bir film izlerken bu derece sıkıldım bana göre çok saçma ve gereksiz bir filmdi resmen 90 dk yı doldurabilmek için çaba sarfedilmiş hatta cebellenilmiş. neyse bu aralar böyle işte her şey rutin ama bir şikayetimde yok açıkçası. aaa son olarakta limon ağacımı süsledim yeni yıla o benden önce hazırlandı ;)
uzanıp öpüyorum yanaklarınızdan ;)

14 Kasım 2013 Perşembe

amir'e veda.


behzat'la tanışmam biraz geçti oldu ama hani derler ya geç olsun güç olmasın diye benimki de o hesap işte.
tanıştıktan sonra bende ayrı bir bağımlılık yaptı behzat ne zaman kendimi yalnız,mutsuz,çaresiz hissetsem o hissin sonunda yatağa gömülmüş behzat izlerken buldum kendimi. nedenini bende bilmiyorum ama bu hep böyle oldu.
hayatı boyunca neredeyse hiçbir şeyin sonunu getiremeyen ben neredeyse ilk kez behzatın sonunu getirdim. şu anda 3. üniversitemdeyim ha diğerlerini bitirdim mi hyr bir yıl okuyup bıraktım neden bilmiyorum lisede 2 okul değiştirdim sanırım bir yerden uzun süre kalamıyorum.en sevdiğim dostum yarı yolda bıraktı yada bırakmak zorunda kaldı bilmiyorum. hayatımda ilk kez aşık olduğum adam bi anda çekip gitti oysa neler planlıyordum ben bizim için ama o planlarını başkasıyla gerçekleştirmek istedi sanırım kim bilir. yani kısacası senin anlıycağın hiç bir şeyi tamamlayamadım ben hayatımda buna ailemde dahil kardeş sevgim baba sevgim hep yarım kaldı ya onlar bırakmak gitmek zorunda kaldı yada ben aman neyse şimdi bunların ne önemi var ki konu nereden nereye geldi.
eminim behzatı izleyen herkes kendinden bir şey bulmuştur bende buldum çaresizlik bazen insan her şeyi yapmasına rağmen gerçekten de çaresiz kalabiliyor. yada her şey gözünün önündeyken hiç bir şey yapamıyorsun. vizelerime bir hafta kalmasına rağmen oturup behzatı izledim ve bitti bitmemesini öyle çok istedim ki çünkü dedim ya yalnızken ona sığınıyordum şimdi ne bok yicem bilmiyorum yeni bişiler bulmam gerekiyor sanırım.

son olarak;
''bi'gün bana ne dedi biliyon mu şule?
unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğin un yani, hamur işi, öyleymiş. unutmak için un ufak etmen gerekiyormuş. birini bütün olarak unutamazmışın zaten, öyle pat diye unutulmazmış. öyle yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşun. gözleri, kaşı, burnu ile kulağı, sesini yavaş yavaş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuş. ben unutmak istiyorum la. her gün ne zaman unutucam diye soruyom kendime, her sorduğum zaman da her şeyi yeniden hatırlıyorum ben, daha net. unutamıyorum ben....''
 bazen gerçekten de ne kadar unutmak istersen bi o kadar net hatırlıyorsun. kim bilir amirim belki bir gün biz de unuturuz....









5 Kasım 2013 Salı

inan çok yorgunum bayım


http://www.youtube.com/watch?v=IaudgKB9aP8

görüyorsun ya hiçbir şeyi başaramıyorum bir türlü ayağa kalkamıyorum. olmuyor inan çabalıyor ama olmuyor kendimi sürekli başladığım yerde buluyorum. sürekli senin yanındayken ki halimi düşüyorum hoş kalkıp gelsen sorsan bana aşık değilim sevmiyorum artık nefrette etmiyorum ama yorgunum be bayım çok yorgunum ve bu yorgunluğum nasıl geçecek inan bilmiyorum...

29 Ekim 2013 Salı

gene sen yine sen!


29 ekim...
hem Türkiyenin hemde benim miladım olan tarih...
bugün tam tamına 2 yıl oldu koca 2 yıl.
canım çok yanıyor bugün ve ben bugün hiç olmadığım kadar yalnızım hiç olmadığım kadar çaresiz...
elimden gelen tek şey senin mutluluğunu izlemek... ama bir yandan da mutlu oluyorum mutlu olduğun için en azından diyorum kendime en azından o mutlu. sana da dedim ya sen benim en güzel hatam en güzel günahımdın bu yüzden affedemiyorum ya kendimi. 2 yıl öncesi bugünü hatırlıyorum sürekli o gün dünyanın en mutlu insanı olduğumu hatırlıyorum sonra ve düşününce mutlu anlarımın hepsinde senin yanında olduğumu fark ediyorum. her şey geçti inan kızgınlık, kırgınlık, öfke, fln fln ama tek geçmeyen şey yorgunluğum öyle çok yorgunum ki bayım bunu nasıl anlatıcağımı atlatıcağımı inan bilmiyorum...

9 Ekim 2013 Çarşamba

bilemedim ki ;)

hayatımda bir şeyler düzeliyor mu yoksa bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama bir şeyler düzelsin istiyorum artık düzelsin ve bende mutlu olayım. dün akşam çok hoş bir misafirim vardı ve yanında mükemmel bir şarap getirmişti diren2003. kendisi sohbeti yani kısacası her şey mükemmeldi. umarım bu kez bazı şeyler istediğim gibi olur ve umarım bu kez bende mutlu olurum. öperim kocana ;)

4 Ekim 2013 Cuma

saçma sapan bir gün...


saçma sapan bir gün geçiriyorum mutsuz bir şekilde uyandım neden bilmiyorum ama canım çok yanıyor kızgınım öfkeliyim. okula gittim ve hoca derse girdiğinde başımdan kaynar su döküldü çünkü sana o kadar çok benziyordu ki duruşu giyimi mimikleri gülüşü ses tonu kokusu. biri benimle fena halde dalga geçiyor bunun başka bir açıklaması olamaz çünkü. derste izin isteyip çıktım bahçede oturdum ağladım sigara içtim. kendime o kadar çok kızdım ki sadece sana benzeyen biri beni bu hale nasıl getirir diye. eve giden yolda yol boyunca ağladım neden bilmiyorum ama ağladım işte cnm çok yandı çok özledim. sen bayım özlemekten hiç miden bulandı mı? benim artık bulanıyor!

3 Ekim 2013 Perşembe

bay S.

epey zaman olmuş yazmayalı bunu fark ettim bugün...
sanırım yazmamamın sebebi kendimi olduğu gibi kelimeleri de bir araya toplayamıyor oluşum.
son zamanlarda öğrendiğim en önemli şey bay s ile 4 yıl boyunca farklı şehirlerde farklı hayatlarda aynı acıyı çekmiş olmamız. bana imkansız diye bir şeyin olmadığını gösteren insan ölene kadar sana şükran duyacağım.


23 Mayıs 2013 Perşembe

bazen aradığın sadece eski bir dostur...



gene bir anda gelişti olaylar bir anda kuşadasına gitmeye karar verdik ve 3 kız kalkıp gittik sezonu da bu şekilde açmış bulundum ama gene de tam anlamıyla mutlu değildim tam anlamıyla bir bütün değildim eksik birşey vardı kimi zaman küçük gibi görünen ama dikkatli bakınca hayatımın tamamını kaplayan bir eksik..
gündüzleri kolay oluyor herşey ama akşam olunca eksik parça daha da bi belli etmeye başlıyor kendini.

akşam kızlarla barlar sokağına gittik eğlendik içtik sonra birini gördüm karşımda sırtı bana dönüktü ve inan bayım öyle çok sendi ki elim ayağım titredi gerçek olamıycak kadar sendi bir anda yürümeye başladım sen olmayan sana doğru omzuna dokundum ama yüzünü bana dönen sen değildin bir başkasıydı hemen özür dileyip masaya döndüm çantamı aldım kızları orada bırakıp otele gittim. kapıdan girer girmez nefesim kesilene kadar ağladım ve gene kendimi tutamayıp açmıycağını bildiğim halde seni aradım. seni aramam aşktan değildi halbuki ben o gece fark ettim çok mutsuz olduğumu dostluğuna ihtiyacım olduğunu bir dostla yani senle konuşmak istemiştim sadece ahh bayım keşke okuya bilseniz bunları keşke...

ben tek başıma hiç bir şeyi beceremiyorum işte ve senin dediğin kadar da güçlü biri değilim sadece güçlü numarası yapıyorum zaman zaman ağlak birinin tekiyim oysa. düşünüyorum bir insan bu kadar çok terk edilemez diye haksızlık bu diyorum kendi kendime... sadece dostluğuna ihtiyacım var bayım yardımına ihtiyacım var ben çok fazla dibe düştüm elimden tutup kaldırmana ihtiyacım var....

7 Mayıs 2013 Salı

bardağın dolu tarafını görme adlı son eserim...


fonda da http://www.youtube.com/watch?v=IkzEoWEftNw

özür dilerim bayım...




geçenlerde ıspartaya gittim özgeyi ziyarete birde canım çok sıkılıyordu bir şeylerden kaçmak istedim birazda çıktım gittim. ama daha otobüse biner binmez yakaladı beni geçmiş seninle birlikte geçtiğimiz yollardan geçtim bayım ender dinlenme tesislerinde mola verdi otobüs hatırladın mı '' bir gece ıspartadan dönüyorduk birlikte kar yağıyordu sana kızdığım ve beni aldattığını düşündüğüm için yol boyunca ağlamıştım. mola da otobüsten inerken kaymayayım diye elimden tutmuştun ama o an sana öyle öfkeliydim ki elini bırakmıştım. sonra ben tuvalete girmiştim de kapıda bekliyodun yüzünde şapşal bir ifade ile çıkınca neden bekliyorsun gitsene dediğimde seni kaybetmekten korkuyorum demiştin'' hatırladın mı bayın işte o an bir kez daha aşık olmuştum sana. sonra dedim ki kendi kendime keşke o gece izmir otogarında beni taksiye bindirirken son kez görmüş olsaydım seni o gece sana bitti dediğimde keşke bıraksaydın beni belki öyle olsaydı unutabilirdim seni kim bilir. off neyse nerden nereye geldi konu gittim ıspartaya gider gitmez orada geçirdiğim 2 sene canlandı gözümde. o gece otogarda değilde adliyenin önünde indik özgeler oradan aldı bizi tesadüfe bak adliyenin önü o gece eve giderken adliyenin bahçesine girdim seninle birlikte oturup sigara içtiğimiz yerde oturdum sigara içtim sesim çıkmadı ama içimden seninle konuştum ben o gece bayım. sonra kalkıp eve gittik. ertesi gün iyas a gittik orada kaybolmak istedim belki gene beni bulursun diye ama sonra senin gittiğini hatırladım vazgeçtim kaybolmaktan sonra eğirdire gittik kaleye çıktık bira içtik gezdik ve ertesi gün izmire döndüm ve dönüş yolunda fark ettim ki sen hala içimde aynısın ben her ne kadar bitti desem de bitmemiş sadece kabullenmişim yokluğunu ama bitmemiş bitememiş bayım özür dilerim....

29 Mart 2013 Cuma

en iyi şey pastaydı zaten

dün doğum günümdü ya 28.03.2013 ama hayatım boyunca geçirdiğim doğum günleri içinde en tuaf en tatsız olan da buydu. saat 00:00 da arkadaşlar geldi ellerinde pastayla mutlu oldum ama içimde çok büyük bir sıkıntı acı vardı. çünkü onunda doğum günüydü ve mesaj atmamak için ne kadar çok çabalasam da sonunda dayanamayıp mesaj attım. lanet olsun ki attım o mesajı kesinlikle cevap vermesi gereken bir konu olmasına rağmen cevap vermedi ve anladım ki sadece aşk anlamında değil hiç bir anlamda sevmiyordu artık beni ne yazık dedim sonra oturdum kendi halime üzüldüm salaklığıma yandım. ne annem ne babam nede ablam hatırladı zaten düşündüm kendi kendime ne çok seviliyormuşum meğer dedim. her neyse sonunda bitti salak doğum günü.

26 Mart 2013 Salı

garip zamanlar...

garip günler geçiriyorum ne yapıyorum bende bilmiyorum. çoğunlukla uyuyorum uyanıkken de amaçsızca dolaşıyorum evin içinde. geçenlerde uyandığımda saat öğlen 3 tü ve ev arkadaşıma dedim kalk gidelim. nazilliye bir buçuk saat uzaklıkta olan söke de babamın teyzesi vardı uzun zamandır da görmüyordum oraya gitmek istedim sanırım gitme isteğimin sebebi babannemi özlememdi teyzeyle birbirlerine çok benzerler teyzeyi görünce babannemi görmüş gibi olurum. kalktık oraya gittik şansımıza yağmur yağdı oturduk sohbet ettik.
kahve içtik ve teyze falıma baktı, bir adam kellesi var dedi içinde bir adamı idam etmeye çalışıyorsun ama olmuyor dedi şaşırdım. işimiz fallara kalmıştı zaten...
teyzeyle karşılıklı sigara içik ben çok içiyorum diye kızdı bana. almanya da yaşadığı günleri anlattı babannemi anlattı uzun uzun ikimizinde gözleri doldu ama belli etmeme çalıştık ikimizde ve anladım ki teyzede en az benim kadar iyi rol yapabiliyordu.
sonra kalktık hep birlikte papatya topladık. hepimizin gülümsemesine sebep oldu kocaman papatya tarlası :)
ardından trene binip geri döndük eve. kapının önünde küçük çocuklar vardı ellerinde küçücük bir köpek veteriner vermiş çocuklara götürün parka atın diye kıyamadık aldık eve sepetin içine yuva yaptık yıkadık süt verdik oraya yatırdık hemen uyudu sonra uyandı biraz oynadık geri yattı bir aylık dişi çok şeker bir şey ben nereye gidersem beni takip ediyor evin içinde korkuyorum ezicem diye :)

hayatımda bir şeyler düzeliyor mu yoksa ben olduğum yerde mi sayıyorum bilmiyorum ama içimde bir huzursuzluk bir hüzün var. özlediklerimi atamıyorum içimden bir türlü idam edemiyorum kimilerini.....

15 Mart 2013 Cuma

Sertab Erener - İyileşiyorum (Yeni Klip 2013)

dün akşam gayet normal bir ruh hali içerisinde balkonda otururken birden bu şarkıyı duydum tamda konuşma kısmına denk geldim bir anda darmadağın oldum yavaş yavaş kabuk bağlamaya başlayan yaram kanadı durdu. o an anladım aslında hiç birşeyin geçmediğini iyileşmediğimi. kendime kızdım sonra o orada ve büyük bir ihtimalle mutlu (çünkü mutlu olmasaydı gelirdi) dedim kendime. 1 yıl oldu neredeyse gideli ama ben hala bıraktığı yerde kala kaldım bir adım bile ilerleyemedim. özledim çok özledim, en çokta dostluğunu özledim....

13 Mart 2013 Çarşamba

yalancıktan huzur...






yalancıktan huzur...
o ne be dediğinizi duyar gibi oldum :)
yalancıktan huzur, hani böyle hiç bir şey yolunda değilken hatta her şey bok gibiyken aslında etrafa her şey çok güzel ben çok mutlu huzurlu bir insanım mesajını vermektir. hatta bir süre sonra her şey o kadar gerçekçi oluyor ki siz bile inanıyorsunuz huzurlu olduğunuza ama allahtan çok uzun sürmüyor bu huzurlu halleriniz bir anda çalan telefon ve gelen haberle yerle bir ediliveriyor. okula gitmiyorum bir süredir ve hiç gitme istediği de yok içimde bütün gün evdeyim. gece geç yatıyor öğlen kalkıyorum kahvaltı yapmıyorum daha doğrusu doğru düzgün yemek bile yemiyorum. kalkar kalkmaz önce evi topluyorum ardında kahvemi yapıp balkona çıkıyorum ve neredeyse yatmaya yakın giriyorum içeriye. bugünlerdeki tek eğlencem bahçede çiçekleri açan erik ağacı, her geçen gün çiçekleri hada bir belirgin oluyor. bugün dayanamadım indim aşağıya bir kaç dal kopardım geldim koydum balkonuma sonrada bir çay demledim ohh mis gibi oldu :) kocaman huzurlu bir insan oldum bir anda. işte son zamanlarda günlerim böyle geçiyor çiçekler ağaçlar ha birde balıklar.
sağlıcakla kalın öperim çok....

5 Mart 2013 Salı

sen zaten öyle bir adam değilsin ki....



bu haftaki bölüm tam anlamıyla azıma sıçtı içimden bin parçayı söktü attı....
bölümün başından sonuna kadar kurumadı gözlerim tabiri caizse anıra anıra ağladım ve bölümün sonunda gerçekten gitseydi yavuz sabaha kadar ağlardım sanırım. öyle alışmışım ki ona öyle gerçekçi hissetmişim ki sanki gerçekten ölecek gibi geldi o acıyı yaşadım resmen. eylüle veda edişi, eylülün isyanı beni tam 11 ay öncesine götürdü bende çok ağlamıştım isyan etmiştim gitmesin die ama o gitti çünkü o tam da öyle bir adamdı gitmeye hazır. ama yavuz gitmedi çünkü yavuz öyle bir adam değil. son olarak iyi ki Burak Aksak gibi adamlar var.